Sakarya Detay Haber
Hasan Topçu

KAF DAĞINDAN DÖNDÜM GÜZEL

KAF DAĞINDAN DÖNDÜM GÜZEL
Bu haber 23 Temmuz 2019 - 10:25 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Edebiyatımızda ulaşılması zor bir dağdır ,kaf dağı.Zümrütten yamaçları vardır. Sadece Zümrüdü Anka kuşunun kanatlarına binerek gidilir. Yolculuk uzun sürer acık için mutlar ekmek ve su alınır. Zümrüdü Anka  acıkınca yada susayınca ona içecek ve yiyecek verilerek tamamlanır yolculuk.’’Gak’’ derse ekmek’’ guk ‘’gerse su verilir. Peri suretli güzeller süsler dağdaki köskleri,

Şiirde ulaşılmazlığı yaşadığım zamanlar…Kara sevdanın içimi burkan telaşıyla büyük bir çınarın altında oturuyorum.Büyük bir yılan geliyor sürünerek.Çınar ağacının yere yakın dalları var.Tam bu yere yakın dalın birin de iki tane kuş yavrusu.Yılan başını kaldırmış bu kuş yavrularına doğru sürünmekte.Anladım yılan bu yavruları yiyecek.Yerde uzun bir sopa vardı.Uzanarak o sopayı aldım.Bir savurşta yılanın kafasını ezdim.Tam o sırada gökyüzünü bir gölge kapladı.Bu yıllarca adını duyduğum fakat bir türlü kafamda yer etmeyen Zümrüd-ü Anka kuşuydu.

-Ey insanoğlu yavrularımı kurtardın,Dile benden ne dilersen.

-Şey .Hiç önemli değil.

-Söyle dile benden ne dilersen.

-Hep Kaf Dağını merak etmişimdir.Oraya götürür müsün beni.

-Hay hay.Ama önce yavrularımı doyurayım yol uzun çünkü.

  Kara sevdamın güzeli Kaf Dağında saklı diyorlardı.İnşallah onu bulur ve alır getiririm diye düşünmeye başladım.

   Zümrüd-ü Anka yavrularını doyurmuştu.Masallardaki gibi bir yolculuk başlamıştı.Gak –guk ile geçen zamanlarda benim aklımda hep benim sevdam vardı.Zümrüd-ü Anka günler sonra:

-Karşı tepeye bak dedi.

Muhteşem ışıklar altında sarı kızıl renklerin ağırlıkta olduğu güneş renkleriyle göz kamaştıran bir dağ görüyordum.İçim aydınlanmıştı.Zümrütten yapılmış bir kapının önünde iniverdi.Şöyle dedi

-Sana dolu dolu iki gün .İki günün akşamı gelir seni alırım.Döneriz dünyamıza.

  Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.Yol arkadaşım uçup gitmişti.Bütün her yer zümrüttendi.Zümrüt giyinmiş nöbetciler,sağa sola yürüyen hep aynı renkte kadın görünümlü varlıklar geziyordu.

Yabancı olduğumu anlayan nöbetciler ve bazı zümrüt saçlı kadınlar bana yaklaştı.

-Hoş geldin yabancı dediler Niçin geldin bizim dünyamıza diye sordular.

-Kara sevdamı arıyorum dedim.

-Burda senden başka insanoğlu yok.Ama güzel istersen bak burada binlercesi var dediler

Bir an için seviniverdim.Güzellikse hakikaten bunlar çok güzeldi.Zümrüt giysilerinin içinde kadınlığın en ince çizgileri vardı.Yalnız bakışları metal soğukluğunu taşıyordu.Bir iki tanesini şöyle bir tutayım dedim.Ellerimle hissettiğim mermer soğukluğu duygularımın dağlarına kar  yağdırdı.

-Aman Allahım dedim.Ben nereye geldim?Hele  bu peri suretli güzellerin binlerce yaşı olduğunu öğrenince geldiğime bin pişman oldum.Geri dönmeliydim.Bir şiir yazıyordum .Şimdi o yari dünyada aramalıydım. Şiir şöyleydi.

               OLMAZ MI?

Sana Kaf dağından güneş toplamak için

Çıktım yola,

Yol uzun,

Yol engebeli,

Yollarda akşam ettim,

Sana bir avuç ay ışığı veriversem olmaz mı?

Kuşları çok seversin,

Çift çift yuvalarına tünemiş kuşlar,

Kaf dağı karlı,

Kaf dağı beyaz,

Sana karlar içinden,

Bir tutam kardelenler deriversem olmaz mı?

Sıratı geçiren bir sevdadayım,

Sırat uzun,

Sırat keskin,

Yıldızlar toplayamadım sana

Rüzgara binip geldim

Kapıların kapalı

Pencereden girsem olmaz mı?

Yasak meyvemken yasal meyvem oldun,

Ay şahit,

Yıldızlar şahit,

Melekler şahit,

Çağ değiştirip

Kahraman olmayanlardanım.

Kaf dağına kilitlediler

Adını sayıklarken ölüversem olmaz mı?

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!