BİR MEZARLIK MASALI !

Bir mezarlıkta, rastgele düşen bir tohumdan büyüyen bir çam ağacıyım. Yaprağa sevdalı türküler söyleyerek büyüdüm. Yapraklarım hiç damar salıp genişlemedi. Hep diken görünümünde sivri şekilde kaldı. Hep dışardan gelen saldırılara hazırlıklıydı halim. Ürkek ve korkak görünümünde, mert ve mihnetiz. Dallarımı budadıklarında ‘’,hep başım var ,iyi ki başımdan kesmediler’’ diye şükrederek Yeşilliğim hep sorgulanacak görünümde. Susasam su verenim olmadan sadece yüce yaratanın yağmurlarıyla kanmışım susuzluğuma. Acıksam yoz toprağın bereketsizliğini eme eme  büyümüşüm. Dost ağaçlar ,gelip geçici. Bahar gelince burunlarından kıl aldırmaz tavırlarıyla yapraklanırlar, Yaz gelince havalarından geçilmez. Güz gelince de sessizce çekilirler damarlarına. İşte böyle kalabalıklarda büyür yalnızlığım.   Kalabalıklarda sessiz ve edebiyatsız tefekkürlü dualarla dolar yıllarım. Ah çeksem bana ağlar mezarlar.

 Sonra bir bahar bir filiz doğdu birkaç mezar ötede. Selvi filiziydi. Ne güzel büyüyordu günden güne. Hiç beni fark etmeden serpiliyordu .Dik ve düzgün duruşu vardı. Bulaşmadan kavgasız ve karışıksız büyüyordu .Dalları narin ,yaprakları daha ince duruyordu. Dünyasında başka arkadaşları vardı. Selvi ,çınar, meşe, .Benim kuramadığım sıcaklığı kurmuşlar geçinip gidiyorlardı.

  Olan bana olmuştu. Zaman geçtikçe beni fark etmesini istiyordum selvinin.Dizeler kuruyor rüzgara türküler söylüyordum,selviye ulaşır diye. Şarkılarımın yanıklığı bazı ağaçların yapraklarını solduruyordu. Bana öfkeli gözlerle bakanlar çoğalıyordu. Hâlbuki tek isteğim selvinin beni fark etmesiydi. Yalnızlığım mı yoksa onun muhteşem görünüşü mü beni çaresiz bırakmıştı bilmiyorum. Âmâ onunla konuşmalıydım.

 Benim dallarımda yuva yapmış kırlangıca açtım derdimi. ’Olursa  yardım senden olur’’ Git söyle onunla tanışıp selamlaşmak istiyorum. Gülümsesin ,selamlasın yeter. Varlığımı farketsin,bütün ağaçların dostluğundan önemli dostluğu. Ben köklerimi sökemiyorum o köklerinden gelemez.

Kırlangıc ile görüşmesinden sonra o da benimle tanışmak istemişti. Her gün selamlaşıyorduk. Gülümsemesindeki derinliği ancak bana anlamlı geliyor daha sevdalı türküler söylüyorduk mezarlık içinde.

Mutlu zamanlar vardı. Herkesin gıpta ettiği. Herkesin gıpta ettiği sevgiler her zaman haset duygular oluşturuyordu. Bulaşık cümleler fısıldıyordu kuşlar. Kargalar bile karışır olmuştu bu dostluğa üzülüyordu bir yandan, bir yandan da ben üzülüyordum. Alt tarafı samimi ve seven gönüllerle selamlaşıyor ,bir havayı solukluyorduk.

Bir gün bir kepçe girdi mezarlığa. Kepçeci söyle diyordu;

-Bu çam ağacı çok sıkıştırmış selvi ve diğer ağaçları. Bunu buradan kaldırmalıyız. Hiç acımadan vurmuştu kepçeyi. Köklerim kopmuştu. Ölüyordum.Dallarım kırılmıştı yana düşerken.Sol yanım çok acımıştı,toprağavurduğunda.İlk kırlangıç gelmişti can çekerken.

Söyleyebildiğim tek cümle,

-Teşekkür ederim git ona benden selam söyle.

Bir cevap yazın

error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!