Sakarya Detay Haber
Hasan Topçu

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
Bu haber 06 Haziran 2019 - 9:15 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 Zor bir çevrede idareci olarak çalışıyorum.Hep daha iyi nasıl yapabilirim görevimi diye fikirler üretir uygulamaya çalışıyorum.Bazen çok olumlu sonuçlar alırken bazen bir adım gidemediğimizi görüyorum.Çevre ,veli, ve potansiyel ümidimi kırıyor. bu durumu ancak öğrenilmiş çaresizlikle tanımlayabiliyorum.Yoksulluk,rol modelin azlığı,ve eğitimsizlik başlıca sebepler.Bilimsel kitaplar ve bilgiler araştırıyorum.Bulduğum şu iki deney tamda bizim bulunduğumuz yerin eğitimini anlatıyor.

Bir  deney  pireler üzerinde… Pireler, farklı yükseklikte zıplayabilen hayvanlar. Bilim insanları, pireleri 30 cm yüksekliğindeki cam bir fanusun içine koyar ve metal olan zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler, zıplayarak kaçmaya çalışırken tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin sıcaktır, tekrar zıplar ve tekrar cama vururlar. Defalarca tekrarlanır bu… Sonuçta pireler, o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir. Deneyin ikinci aşamasında tavandaki cam kaldırılır ve zemin tekrar ısıtılır. Görülür ki pireler yine eşit yükseklikte yani 30 cm zıplamakta. Yani tavandaki camın kaldırılması pirelerin daha yükseğe zıplamalarına olanak sağladığı halde hiçbiri buna cesaret edemez. “Cam” engel olmaktan çıksa da pireler artık zıplamaktan vazgeçmiştir. Belki 1-2 cm daha yükseğe zıplasalar, fanustan kurtulacakken sonucun bir şeyi değiştirmeyeceğine inandıklarından bunu denemezler bile!

     Sirklerden de bir örnek vermek mümkün: Sirklerdeki “eğitimli” filleri düşünün. Filler çok küçük yaşlardan itibaren büyük kazıklara bağlanır, kaçmamaları için. Yıllar geçer, filler büyüdükçe kazıklar ufalır ama filler kaçmaya yeltenmez! Atlarda da aynı durumu gözlemlemek mümkün.

  “Öğrenilmiş çaresizlik” ile ilgili hayvan deneylerinde acımasız bir metodoloji kullanıldığının ve bunlara kesinlikle karşı olduğumuzun altını çizerek, konuyla ilgili “geçmiş” birkaç deneyden örnek vererek durumun vehametini ortaya koyalım. İlki 1965 yılında, “öğrenilmiş çaresizlik” deneylerinin bir numaralı ismi Martin Seligman’ın köpekler üzerindeki deneyi. “Learned Helplessness” yani “Öğrenilmiş Çaresizlik”in, Pavlov deneylerini tekrarlamak isteyen Selinger’in deney sırasında köpek davranışlarını gözlemlerken deneyin yön değiştirmesi sonucunda adlandırıldığı söylenmekte. Seligman o yıllarda hayvanlara eziyet olarak adlandırabileceğimiz deneyler yapmış ve bu deneylerde değişik bulgulara tanıklık etmiş.

Martin Seligman’ın deneyinde denekler, köpekler. Köpekler iki farklı kafese yerleştiriliyor. Bu kafeslerin zeminine yerleştirilen bir düzenekle köpeklere elektrik veriliyor ama kafesler arasında bir fark var: Kafeslerden birinde köpeklerin basarak elektrik şokunu durdurabilecekleri bir düğme bulunmakta. Diğer kafeste, durdurma düğmesi yok. Köpeklere belli aralıklarla elektrik şoku veriliyor ve bir süre sonra elektrik şokunu durdurma düğmesi yer alan kafesteki köpekler, düğmeye basmaları gerektiğini öğreniyorlar. Şok verildiğinde de düğmeye basarak çektikleri acıyı durduruyorlar. Diğer kafesteki köpekler ise bir durdurma düğmeleri olmadığından yalnızca “çaresizlik deneyimi” yaşıyorlar. Bir süre sonra bütün köpekler başka bir kafeste toplanıyor, yani şok durdurma düğmesi olmayan kafeste… Yalnız kafesin çitleri, köpeklerin kaçmalarına elverişli; son derece alçaltılmış durumda. Elektrik şoku verildiğinde düğmeli kafesten gelen köpekler, çitten atlayarak kafesten kurtulmayı başarıyor ama durdurma düğmesi olmayan kafesten gelenler kafeste kalıp elektrik şokuna maruz kalmaya devam ediyor.

   Sonuç açık: Birinci kafesteki köpekler, elektrik şokunu durdurabileceklerini ve bunu yapabilmek için bir yol aramaları gerektiğini öğrenmişler. İkinci kafesteki köpekler, sadece çaresizliği deneyimlediklerinden elektrik şokunu durdurmak için hiçbir girişimde bulunmamış, pasif bir şekilde şokun bitmesini beklemişler. Çaresizliği öğrenmiş olan bu köpekler, farklı bir ortama yerleştirildiklerinde de şoktan kaçamayacaklarına inanmaya devam etmiş, tamamen özgür ve diğer kafesten gelen köpeklerle eşit şartlara tabi oldukları halde acıdan kaçmaya teşebbüs dahi etmemişler! Martin Seligman, teorisini şöyle özetler: “Ne zaman ki bir kişi, yaptığı şeyin küçük de olsa fark yaratamayacağına kendini ısrarla inandırırsa, kendini çaresiz hissedecek ve hiçbir şey yapmamayı tercih edecektir.”

“Öğrenilmiş Çaresizlik”, Pireyi Bile Zıplatmadı

Biz  öğrenilmiş çaresizlik içindeki öğrencileri nasıl daha ileriye götürebiliriz ki?

Öğrenilmiş çaresizlik içindeki idareci,

Öğrenilmiş çaresizlik içindeki öğretmen,

Öğrenilmiş çaresizlik içindeki veli ,

Öğrenilmiş çaresizlik içindeki öğrenci,bununla beraber öğrenilmiş çaresizliği de  yenecek projelerimiz olmalı.Aksi takdirde,bu değirmen nice akılları tüketir.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!