Sakarya Detay Haber
Fuat Özgen

BİZE ASIM’IN NESLİ GEREK

BİZE ASIM’IN NESLİ GEREK
Bu haber 17 Mayıs 2019 - 11:49 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Değerler, eğitimde merkezin olmazsa olmazlarıdır. İnsani değer, sosyal değer, kültürel değer, tarihi değer, dini değer, ahlaki değer ve bu gibi bir çok “Değerli” kavram ile eğitimin tanımını tamamlayabiliriz. Ancak; bu kavramları sadece salt tanımlarıyla ifade etmeye çalışırsak, o kavramları içselleştiremezsek, bu kavramlarla eğitimi “kuşatmış” değil, “süslemiş” oluruz. Peki, bizim eğitimde süse mi ihtiyacımız var?

Geçtiğimiz haftalarda, okulumuz öğretmenleri ve öğrencileri yaklaşık 50 kişilik bir grupla Çanakkale’yi ziyaret ettiler. Gayemiz, 104 yıl önce atalarımızın yoklukla ama muazzam bir imanla kazandıkları ve dünya tarihine altın harflerle yazılan o büyük zaferi iliklerinde hissetmelerini sağlamak;dağı, taşı, her bir adımı kanla, kemikle, gözyaşı ile doyurulmuş o toprakların onurlu evlatları olduklarını onlara hatırlatmaktı. Peki ya böyle mi oldu dersiniz? Derin bir hayal kırıklığı ile diyorum ki; “Hayır, hayır, hayır!”

Çanakkale’ye ayak basar basmaz öğrencilerimizin bazılarının ilk tepkisi “AVM’ye ne zaman gideceğiz?” oluyor. Gerek görsel, gerekse sosyal medya üzerinden sürekli pompalanan, bu sayede bilinçaltına yerleşen kapitalizm ve materyalizm hayranlığı ve bu hayranlığın bilinçüstü tezahürüne şahit olmak ne kadar da acı değil mi? Koskoca denizin o mukaddes şehitlerimizin kanıyla sulandığı Çanakkale’de, o aziz şehitlerimizin torunları titremek bir yana dursun, kalpleri mühürlenmişçesine “AVM” soruyorlar, ne yazık!Öğretmenlerimiz bu şoku atlatmaya çalışırlarken Şehitliğe ulaşıyorlar. Şehitlik sadece bir sembol, Çanakkale’de bastığınız her toprak parçası kanla doyurulmuş halbuki! Aldığınız her nefeste Besmele, attığınız her adımda da Fatiha hak! Ama bir şok daha! Öğrencilerimizden biri yeşilliği, tertip ve düzeni görmesinden olacak! heyecanla haykırıyor; “Burada da ne mangal yapılır be!” Toprak titriyor, toprağın altında yatan binlerce kefensiz şehidin kemikleri sızlıyor!

Düşünüyorum ve içim acıyor. Nerede hata yaptığımızı, neyi eksik verdiğimizi sorguluyorum. Çok uzaklarda değil, yakın geçmişte yaşadığımız destanı düşünüyor, 15 Temmuz Günü arkasına dahi bakmadan hainlere karşı hınca hınç kendilerini sokaklara atan gençlik nasıl oluyor da şimdi bu denli duyarsız olabiliyorlar kahroluyorum! Derken bu duyarsızlığa dair bazı cevaplar beliriyor zihnimde. Bağlı bulunduğum Milli Eğitim Bakanlığı’nın bazı yerel birimlerinde yapılan görevlendirmeler canlanıyor gözümde. Haziran 2013’te ülkemizi bölme ve nihayetinde yıkma projesi olan “Gezi” eylemlerinin bir hayranının Gençlik Projesinin başında görevlendirildiğini hatırlıyorum, ruhum çekiliyor, ben de duyarsızlaşıyorum!

Yukarıda ifade ettiğim acı gerçek, değerlerinden yoksun, milli ve manevi olmayan bir eğitim sisteminin doğurduğu sonuca sadece küçücük bir örnek teşkil etmekte. Sayın Cumhurbaşkanımızın “Dindar nesil yetiştireceğiz.” ifadesi işte bu yüzden çok önemli. Ancak; 2023 Eğitim Vizyonu kendilerine emanet edilen bürokratlar bu konuda ne kadar mahir tartışılması gerek. O kadar çok tali mesele üretilmekte ve o kadar çok bürokrasi enjekte edilmekteki sistemin içine, sonuç olarak değerlerinden yoksun bir nesil yetişmekte.Tabi şu hususu da göz ardı etmemekte fayda var. Mütedeyyin mahallede müspet görünen kimlikler hem kendi koltuklarını muhafaza etmek, hem de karşı mahalleye şirin gözükmek adına bir takım payeler dağıtmakla birlikte neslin inşasını da karşı mahallenin taşeronlarına emanet etmekte. Ama şunu unutmamalı ki; bize GEZİ kuşağı değil, Asım’ın nesligerek! Akif’in de dediği gibi;

“Âsım’ınnesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.”

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!