Sakarya Detay Haber
Saniye Altakhan

Tek Parmak Engelsiz…

Tek Parmak Engelsiz…
Bu haber 05 Aralık 2018 - 7:47 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İğne Battı, Canımı Yaktı…

Bu yazım bazı engellilerin sömürü anlayışıyla ilgili olacak…

11 yıl Gönüllü Engelli Anneliği yaptım. Hanife’nin Tedavisiyle ilgili dünyayı ayağa kaldırdım. Dostum da oldu. Düşmanım da. Ben dostumdan değil, düşmanlarımdan güç aldım. Onlar inatla engellediler beni… Ama ben direndim. Televizyon programlarım oldu. Konaklamanın dışında, kimsenin lokmasını yemedim. Kimseden maddi bir beklentim olmadı. Ulusal basın benimle defalarca röportaj yaptı. Mecliste ağırlandım, maddi hiç talebim olmadı kimseden. Asla bana güvenen insanları hayâl kırıklığına uğratmadım. Yalan söylemedim. İftira atmadım. Beni tanıyan tanır. Ekmeğimi bölüştüğüm çok insan var. Varlığımla değil, yüreğimle yanında olduğum, manevi evlat edindiğim onlarlarca engelli evladım, kardeşim, bacım oldu.

11 yıllık Engelli hayatlar takip ettim. Engelli sorunlarını da Sorunlu Aileleri de, iddia ediyorum; benim kadar uzmanlar bile tanıyamaz. Ben araştırmalar yaptım, onların içinde yaşadım. O hayatları gördüm. Hayal kırıklıklarım çok oldu. Anne var; tedavi için can verir, anne var; evladının sırtından kazanç sağlar.

Ben ne engelliler tanıdım.

El açmayı seven, insanların duygularını ticarete dökenler… Yazıklar olsun. Haram, zıkkım olsun.

Devletin tanıdığı hakların dışında vatandaşa yalan söyleyen, dilenen engellilere haram olsun. Masum, çırpınan, engellisi için çözüm arayan aileler bunların yüzünden sesini duyuramaz oldu.

Nedendir bilmem; bunlar devletin kurumlarında kabul görür. Hep mi yanılırsınız bilmem ki. Alıp da “almadım” diyen, yiyip de “doymadım” diyen kötü niyetli insanlar. Allah’tan korkun…

Sakarya Büyükşehir beni sevmez, olsun, sevmesinler. Ben de beni sevmeyenleri sevmiyorum.

Gelelim konumuza.

Tek parmak şair yazar. Rukiye Türeyen kızıma bir kaç sözüm olacak. Yakışmadı Rukiye… Allah doğru kullarını sever. Dernek Başkanlığı yaptığım dönem Hülya Sürücü sana getirdi beni, senin gibi bir melek de bende vardı. Kalbimin yarısını seninle bırakıp döndüm. Defalarca geldim, elimden gelen ne varsa yerine getirdim. Asla boş gelmedim. Bayramlarda görevimi yaptım. Laptop istedin. Benim alacak gücüm yoktu. Sosyal medyadan duyurdum. Ses Almanya’dan geldi. Beni seven ve inanan bir anne oradan para topladı. Gönderdi, yetmedi. Bayiden engelli indirimi yaptırarak aldım, sana getirdim. Teslim ettim. Sen” her yerim ağrıyor” dedin.. Fizik tedavi alamadığın için kaskatı kesilmiştin.

Benim Savaşımda %80 ve üstü engelli raporu olanların kesintisiz fizik tedavi almaları için mücadelem savaşa dönmüştü, 2 yıl önceydi. Annene dedim ki Engelli gününde yanımda ol. Zeki Toçoğlu’ndan fizik tedavi için talepte bulunalım. Ana-kız bana dediniz ki, “Biz yatak istiyoruz.” Yatak kolay, bak kaskatısın, kasların erimiş, kemik erimelerin başlayacak, yatak yaraların olacak. Ben yatak talebini iletirim, zaten veriyorlar. İkna ettim sizi, ertesi gün ben “fizik” derken, annen yatak istedi. Çok şaşırmıştım. Zaten müdürlük dağıtıyor. İstememişsin, Talebin olmamış Kalkıyorsun, başkana, yatak verilmemiş gibi bir durum ima ediyorsunuz. Aradan 1 hafta geçmiyor. 3 gün sonra beni arıyorsun, talebin kabul edilmiş, beddua etmediğin ne müdür, ne başkan kalıyor. Seni zor sakinleştiriyorum, prosüdürü anlatıyorum, “yalancılar” diye feryad ediyorsun. Keşke 1 hafta içinde aldığın yatağa yattığında da aldığın yere dua etseydin, özür dileyip, teşekkür etseydin.

Laptopu getirdiğimde annen “amaan yine aynı marka bunda nasıl yazacaklar” diye bir cümle kuruyor. İşte o gün bu gündür acaba “Rukiye ailesinden bir yazara destek mi veriyor?” diye düşünmedim değil.. Allah bilir doğrusunu. Benden cep telefonu istedin, “bozuldu” dedin. Benim kullanmadığım bir telefonu teklif ettim. Markasını, modelini beğenmedin, iyisinden olsun dedin. “Alamam” dedim, kırıldın… Rukiye ailende herkesin işi gücü var, engelli maaşı da alıyorsun, ne var, “ortak alsınlar” dedim. Yine kırıldın. Faceden göndermeler yaptın.

Ama bir radyonun kahvaltısında gördüm ki, senin hiç bir şeye ihtiyacın yok sağlığından başka… Kolundaki takılar anlatıyordu. Ayıp ettin Rukiye.. Senin üzerinden ev almak isteyenler de ayıp ediyor. Ben annene “Toki’ye yazıl, cüzi bir para karşılığında evini al, kira öder gibi ödeyin, size kolaylık sağlarlar” dedim. “Hayır toki evlerini beğenmiyoruz. Küçük illa oturduğumuz evi alsınlar, oralar çok mu değerlenecek” dediler. Sizlere bu aklı verenler sana ev almıyorlarsa akıl da vermesinler.

Neden Rukiye, bir anan, bir sen Toki evlerine sığmadınız.. Ama o evi alırlarsa yıkar, yerine aile apartmanı yaparsınız. Öyle kızgın ve kırgınım ki bu düzene… Kafasında kırk tilkiyle yatıp kalkana, milletin duygularını sömürenlere..

Ayıp ettin Rukiye, duydum ki “Yatak vermediler” diye ziyaretine gelen yetkililere şikayet etmişsin. Allah şahidimdir ben şahit olduğum haksızlığın karşısına dikilirim.

Olmadı Rukiye… Annen çok zeki bir kadın. İnan konularla ilgilendiği kadar taaa baştan ayağa kalkamasan da daha kaliteli bir yaşam sağlar, tedavin için savaşırdı. Senin durumunda olan o kadar çok hasta var ki, ilgisizlikten yatakta taş gibi ömür geçiren… Yazık, çok üzülüyorum. Ben doğruyu söyledim. Büyükşehir dinlemedi, beni sevmedi.. Yalan yanlış herşey itibar gören bu dünya zemzemle yıkansa temizlenmez.

İğne battı canım yandı.

Bir arada bir engelli çıktı; “Beni başkanın koruması dövdü” dedi, bir araştırdım, O da yalan söylüyor, dinledim boşluklar vardı, dolduramadım.. O’na da birileri akıl vermişti. Yiğidi öldür, ama hakkını ver.

İnsanları yanıltmayın.. Allah sizleri alet edenleri affetmez, hiç bir hayaliniz de nasib olmaz, çünkü yalan söylüyorsunuz.

Sakarya engelli hizmetleri hiç bir engellisini mağdur etmedi, etmez de… Engelli anaları pikniklerde köfteyi midelerine inmeden hazmedenler olmamalı.. 11 yıldır sosyal gelişim engelli şubeye yapılan, büyükşehire yapılan nelere şahidim, iyiliklerinin yanında, yalnışlarının ise karşısında durdum. Kaybettiğimi düşünenler neler kazandığımı ah bir bilseler, vicdanım, imanımdan önce geldi. Vicdanı olmayanın inancı olsa ne olur. Kalp Allah demedikçe, bu da benim bu zihniyetteki ailelere çuvaldızım olsun…

İnsanlara Acındırmayın, Sevdirin Kendinizi…

24 maddelik özellikleri taşıyan ilk 5 içine girdim, Üsküdar Ünüversitesi “insani değerler ödülü”ne layık görüldüm, bu ödülü Sakaryalı bir anne olarak aldım. Adıma bir dikili ağacım oldu, bir öğrenci okudu, Hanifem 1 yıl Suriyeli bir yetim okuttu maaşıyla… Sevenlerim sevmeyenlerimden çok.. Ben bunları Hanifemin adına aldım, kıymet verdim

Engellilerin arkasında bir Devlet var, acıkana ekmek, üşüyene odun, cüzdanına para koyan Devletin bütün imkanlarından yararlanan engellilerimizin aileleri bunları inkar ederse, gözlerine dizlerine durur.

Bir gün Sakarya müftülüğünün önünde engelli bir adam gördüm, dileniyor. “Gel seni götüreyim, müracat et, devlet maaş veriyor, dilenme, müslüman dilenmez” dediğimde, adamın cevabı hançer gibi kalbime saplandı. “Benim maaşım var” dedi, öyle kahroldum ki, yazıklar olsun… “Biz bu hallere düşecek kadar mı küçüldük” dedim.

Gerçekten bu tür hesaplar peşinde olanlar, gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkını yedikleri sürece, bu ülke bir ayağı topal yürür. Öyle engelli ail ler var ki, evi var, maaşı var, çalışanları var, 8 yıl evine ara sıra uğrayan, kendine muhtaç, eşiyle ilgilenmeyen adamlar bilirim. Erdoğan’ın engellilerle ilgili devrim niteliğindeki haklarla engellisine sahip çıkan, “ne kadar para o kadar vicdan” diyen vicdansızların yüksek makamlarca ödüllendirildiklerine şahidim.

Kötüler örnek olduğu sürece iyiler kapı dışında kalır, malı mülkü olan da yardım alır, olmayan da.. Her yenen hakkın mahşerde bir hesabı var.

Rukiye üzerinden kendimize öz eleştiri yapalım istedim.

Yıllardır söylerim, siyasette tek eksiğimiz ENGELLİ BAKANLIĞI olmamasıdır, bütün dernekler ona bağlanıp torpilsiz araştırılarak, engellinin neye ihtiyacı varsa o giderilmeli, böylece haksızlıklara dur denilir.

Soğumaya başladım, bu konu ne hayatlar hatırlattı bana.. Engelliler devletin garantisinde.. Bundan sonra sokak çocuklarının yanında olup, onlara hizmet ederek, Vatanı emanet edeceğimiz yavrularımız için elimden ne gelirse yapmaya karar verdim. Ömrüm olursa bi1 11 yıl da onlara ayırayım.

Benim için engelliler dosyası kapanmıştır, mağdur, mazlum engelliler dışında, ben yokum…

Ben ne anneler tanıdım, elinde pahalı telefon, ama engellisinin pantolonuna kemer yerine bez parçası geçirip bağlamış… Ve bu anne devletten bakım parası alıyor, telefon 3 bin lira, kemer 5 lira… Evet onu takmış çocuğuna  daha çok acısınlar diye…

Engellilerin acınacak durumu yok, onlar özel kullar, Allah onlarla, Devlet onlarla, toplum onlarla… Lütfen onlara bakan gözleri başka yerlere çevirmeyelim, insanların karşısında dimdik durup manevi nimetlerinin kıymetini bilelim. Her şeyin bir hesabı var, unutmayalım Nankör olmayalım . Şükredip Allah diyen darda kalmaz.

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!