Sakarya Detay Haber
Serpil Başer

ATEŞE BAKMAKLA, ATEŞTE YANMAK  BAMBAŞKAYMIŞ

ATEŞE BAKMAKLA, ATEŞTE YANMAK  BAMBAŞKAYMIŞ
Bu haber 20 Kasım 2018 - 7:53 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Ateşe bakmak başka, ateşte yanmak bambaşkaymış.

Tohum toprağa, engelli topluma emanettir.

OTİZM eksiklik değil FARKLILIKTIR.

Onlar her zaman yanı başımızdalar aslında, ama biz belki de görmezlikten geliyoruz, umursamıyoruz. Onlarında bizlerden biri olduğunu unutuyoruz. Ya da bir gün bizimde engelli olabileceğimizi…

Geçen gün OÇEM’i ziyaret etme fırsatı buldum. Belki de en doğru yaptığım ziyaretlerden biri oldu. Bazı şeyleri duyarak değil görerek yaşamalıyız, hissetmeliyiz. Öncelikle herkesin mutlaka yolunu azıcık da olsa değiştirerek ziyaret etmesi gerektiğini düşündüğüm bir merkez.

Şehrin gürültüsünden keşmekeşliğinden uzakta sesizlikler içinde bir yerde sade tek katlı mütevazı bir okul. Gözlerim önce bahçeyi taradı, küçük bir spor alanı, çocukların birlikte yetiştirdikleri sebzelerle dolu şirin bir bahçe, içinde tavuk, ördek, köpek bulunan sevimli bir hayvanat bahçesi, bir iki salıncak… Yavaş yavaş içeri doğru ilerliyorum teneffüse denk gelmişim çocuk sesleri, gülmeler, konuşmalar, koşuşmalar… Hava soğuk olduğu için öğrenciler dışarı çıkamıyorlar bir kaçı dışında, dar uzun bir koridor boyunca, aşağıya yukarıya gidip geliyorlar, oldukça kalabalık. Zil çaldı ve öğrenciler sınıflara girdiler ortalıkta yalnızca anneler kaldı sonra onlarda dışarı çıktılar. İdare odasına geçtim Müdür Bey, Okul Aile Birliği Başkanı ve yönetimden hanımlarla biraz sohbet ettik. Okulun bu aşamaya nasıl geldiğini, yardım severlerle birlikte zoru nasıl başardıklarını anlattılar çok zahmetli bir yol kat etmişler. Burada olmaktan çok mutlular, tek sıkıntıları ilk ve ortaokul bitince lise için çocukların başka bir okula gönderilmesi. Buranın bir kompleks haline getirilmesini istiyorlar yani lise kısmının da burada kurulmasını 8. sınıfa gelen öğrenci velilerin endişelerini bitirmek istiyorlar. Onlar için bir arada olmak çok önem arz ediyor. Konuşurken zil çaldı hep birlikte kalktık, sınıf kapılarının önünde anneler bekliyor niye oradalar demeye fırsatım olmadan her çıkan çocuğu bir anne elinden tutarak kimisi lavaboya, kimi mutfağa, kimi dışarıya çıktılar.

Beni her teneffüs bekleyen bir annem olmamıştı, bende evladımı her teneffüste kapıda beklememiştim. Bir iki üç dört… cu ders ve anneler hala oradalar.

Evlat neydi tam olarak; korktuğun yer, canının en tatlı yeri. Baktığın gözün, tutuğun ellerin, yürüdüğün ayakların, yemeğin suyun, nefesin, ona gelmesin bana gelsin tüm acıların dediğin tek varlık…

Altı yaşında bir çocuk bir gün annesine sorar; ‘’Anne on sekiz yaşıma girdiğimde bana ne hediye alacaksın’’? Anne; ‘’Daha çok var evladım’’, der. (Çocuk 17 yaşındadır)ve hastaneye kaldırılır. Doktor çocuğun kalbinde sorun olduğunu söyler. Çocuk annesine sorar. ‘’Anne ben ölecek miyim’’? Anne ağlamaya başlar ve cevap veremez. Çocuk iyileşip evine döndüğünde artık on sekiz yaşına da girmiştir. Eve geldiğinde yatağının üzerinde bir kağıt görür ve alıp okumaya başlar. Kağıt ta şunlar yazılıdır… ‘’Sevgili kızım hatırlıyor musun, anne 18 yaşıma girdiğimde bana ne alacaksın’’ .diye sormuştun. İşte hediyem bu sana, artık kalbim kalbinde atıyor. Sana kalbimi verdim kızım, iyi ki doğdun… ANNELİK…

Ders arasında bekleme salonuna geçtim bütün anneler oradaydı. Dikiş makinaların da dikiş dikenler, ellerinde örgü, tülbent oyası yapanlar günlerinin büyük kısmı okulda çocukları beklerken geçiyor. Kadınımız işte boş durmaz, duramaz üretken, fedakar, cefakar analarımız orada bile kendilerine güzel uğraşlar bulmuşlar. Boğazıma bir şeyler düğümlendi o gün gözlerim dolu dolu dolaştım. Hüzün bir yandan o birlikteliğin verdiği huzur öbür yandan sardı bütün bedenimi.

Annelerin en büyük korkusu, evlatlarının ölmesiymiş.

Engelli annelerinin ise, çocuklarından önce ölmek…

O gün bunu daha iyi anladım ya anneleri olmasa onlar bu hayatta nasıl ayakta kalabilecekler? Bizim anneliğimiz çok kolaymış, gerçek annelik onlarınkiymiş. Annelerin gözlerinde umut gördüm, sevgi gördüm, birazda endişe gelecekleri adına… Bütün annelerin birbirini anladıkları bir ortam hakimdi, çünkü hepsi aynı dili konuşuyor aynı duyguyu yaşıyorlardı. Bizler yarınki planlarımızı yaparken onlar bu günün tekrarını yaşayacaklar yarın, öbür gün, daha sonraki gün…

Onların sadece istedikleri biraz ilgi ve de çokça sevgi…Aslında en önemlisi de DIŞLANMAMAK

EVET GERÇEKTEN ATEŞE BAKMAKLA, ATEŞTE YANMAK  BAMBAŞKAYMIŞ…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!