Sakarya Detay Haber
Ali Çetinkaya

DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI

DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI
Bu haber 02 Temmuz 2018 - 13:39 'de eklendi ve kez görüntülendi.

BİR BAYRAK, YAĞLI DİREK VE BİRKAÇ ÖRDEK

Bir sahil çocuğu değilim ama, kader beni hep denizle buluşturdu. Çocukluğumda yaşadığım yer sahilden biraz içeride olmasına rağmen,Sakarya nın Karasu sahillerinde, üniversitede Çanakkale sahillerinde, askerlikte Trabzon sahillerinde ve görev dolayısıyla da Bartın- Amasra sahillerinde hep denizle iç içe oldum.Denizi de nimetlerini de gördüm, yaşadım.

Bana denizle ilgili en ilginç ve etkileyici gelen ise, 1 Temmuzlarda KABOTAJ VE DENİZCİLİK BAYRAM larıydı. Limani veya iskelesi olan yerlerde karadan denize bir ağaç direk, direğin ucuna  bir bayrak asılırdı. Direk gres yağı ile yağlanır, gençler ve çocuklar yağlı direğin üzerinde yürüyerek en uçta duran bayrağı almak için yarışırlardı. Ben de katıldığım olurdu bazen bu yarışlara. En sonunda direğin yağları azalınca  içimizden birisi direğin ucundaki bayrağı almayı başarır, ödülü kazanırdı. Günün en mutlu kişisi o olurdu.

Yarışmalar bundan ibaret değildi tabi. Yüzme yarışları yapılır, dereceye girenlere ödül verilirdi. Bir de denize birkaç ördek bırakılır, yüzerek bu ördekleri yakalamak için kıyasıya yarışırdık. Kim yakalarsa o ördek onun olurdu.

Çocukluk yıllarımda benin için de diğer çocuklar ve gençler için de 1 Temmuz Kabotaj ve Denizcilik Bayramı, bayrak, yağlı direk ve birkaç ördekten ibaretti.

Oysa Kbotaj ve Denizcilik Bayramı ne yağlı direk, ne de birkaç ördek değildi aslında. Bunu anladığımda henüz ortaokul yıllarındaydım.

Cumhuriyetten önceki dönemde, Osmanlı Devleti, kaybettiği savaşlar sonucunda yaptığı antlaşmalarda, barış zamanlarında da Avrupa devletleriyle yaptığı ticaret ve işbirliği antlaşmalarında denizlerde ve limanlarda  hakimiyetini kaybetmişti.İngilizler, Fransızlar İtalyanlar, Hollandalılar, İsveçinden Norveçine neredeyse bütün Avrupa devletleri, denizlerimizi, limanlarımızı kullanma, kontrol etme, yönetme ayrıcalıkları elde etme hakkını kurnazca yaptıkları antlaşmalarla elde etmişler, bunu da kalıcı hale getirmişlerdi.

Ayaklanan ve İstanbul a doğru ordusuyla yürüyen Mısır Valisi Kavalalı Mehmedali Paşa yı durdurabilmek için İngiltere den  Yardım istediğimizde, yapacakları yardım karşılığında  İngilizlerin ve bazı Avrupa devletlerinin çıkarlarına hizmet edecek bir antlaşma yapıldı Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında. Balta Limanı Antlaşması.

16 Ağustos 1838 de Mustafa Reşit Paşa, Osmanlı nın idam fermanı denilebilecek bu antlaşmayı imzalarken “kalkınma yolunu açacak bir belge” diye ifade ediyordu.

8 Ekim 1838 de Kraliçe Victoria, bir ay sonra da Sultan Mahmut tarafından tasdik olundu.

Bu tarihe kadar büyük devletlerle büyük devlet olarak eşit ve güçlü bir şekilde ilişkilerini yürütmeyi başaran Osmanlı Devleti açısından eşitsiz ilişkiler başladı.

Bu antlaşmayla ticari ve siyasi yönden üstünlük sağlayan İngiltere, denizlerimiz ve limanlarımız üzerinde de ayrıcalıklar elde etmişti.Bir kaç yıl içinde bu ayrıcalıklar Fransa, Hollanda, İsveç gibi ülkelerin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerine de tanındı.

Bu ağır antlaşmanın da büyük etkisiyle 1870 li yıllara gelindiğinde, Kırım Savaşı nın yaptığı hasarları ortadan kaldıramadan, bir de 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı (93 Harbi)  na girince bu savaşın sonunda ağır bir yrnilgiye uğramış, askeri açıdan olduğu gibi, ekonomik açıdan da çökünce, borçlarını ödeyemez duruma gelmiş ve iflasını ilan etmiştir.  Borçlu olduğu Avrupa ülkeleriyle 1881 de imzalanan Düyun-u Umumiye  antlaşması Sultan 2.Abdülhamid in imzaladığı Muharrem Kararnamesiyle  yürürlüğe girdikten sonra da, tütün, alkol ve tuz un yanı sıra balıkçılıktan, liman işletmeleri ve gelirlerine kadar bir çok ayrıcalık ve yetki  İngiltere, Fransa başta olmak üzere, Avrupa devletlerinin eline geçmiştir.

Ticari, siyasi adli alanlarda başta olmak üzere denizler ve limanlarımızda da Avrupa devletlerine tanınan bu ayrıcalıklara tarihimizde kapitülasyonlar denilmiştir.

1914 yılında Osmanlı Devletinin de katıldığı 1. Dünya Savaşı ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 de imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması yla denizleri de, limanları da, orduyu da, egemenliği de, neyimiz varsa gözü dönmüş döt düvele, İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan a teslim edilmiştir.

Bu teslimiyeti sağlamlaştırmak için de 10Ağustos 1920 de Sevr Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma gereğince sınırlar, Kürt bölgesi, İzmir, Ermenistan, Arap ülkeleri, azınlık hakları, askeri kanunlar, savaş suçluları, borçlar ve özel hukuk gibi en önemli başlıkların görüşülüp, Osmanlı devleti ni adeta tarih sahnesinden silen bu maddelerin yanı sıra denizlerimiz, limanlarımızla ilgili de deniz ve limanlarda Türk hakimiyetini ortadan kaldıran maddeler imzalanmıştır.

Bu antlaşmaya, İtilaf Devletleri tarafında, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan,Hicaz Krallığı, Çekoslavakya ile Osmanlı Devleti arasında imzalandı. ABD ile SSCB de gözlemci ölarak katıldılar.

19 Mayıs  1919 da Samsun a çıkıp, düşmanın cümlesine kılıcını çekerek Kurtuluş Savaşını  başlatıp, 30 Ağustos 1922 de zaferle sonuçlandıran M. Kemal Atatürk bu savaşın sononda 24 Temmuz 1923 de imzalanan Lozan Barış Antlaşması nın 28. Maddesi ile kapitülasyonları kaldırdı.

Böylece kabotaj hakkının Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşlarına münhasır bir hak olarak tanınmasının önünde  engel kaldırılmış oldu.

Bununla ilgili yasal düzenleme de 20 Nisan 1926 tarihinde çıkarılan Kabotaj Kanunu  kabul edildi. 1 Temmuz 1926 da da yürürlüğe girdi.

Bu kanunun 1. Maddesi ile,

Türk kıyılarında bir noktadan  bir başka noktaya yük ve yolcu taşıma ticareti, kıyılarda , limanlarda çeki, remörkörcülük ve kılavuzlık hizmetleri ile tüm liman hizmetlerini yerine getirme hakkı Türk bayrağına sahip gemiler ve deniz vasıtalarına mahsus kılındı.

Aynı kanunun 2. Ve 3. Maddelerinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dışında kimsenin yapamayacağı meslekler sayıldı. Buna göre;

Balık, istiridye, midye, inci, mercan, sedef avcılığı, kum, çakıl ihracı, kazazede gemi kurtarma, enkaz kaldırma, batık çıkarma, dalgıçlık, arayıcılık, kılavuz kaptanlık, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık, amelelik, rıhtım hamallığı ve bilimum deniz esnaflığı yabancılara yasaklandı.

Kabotaj Kanunu nun 4. Maddesi ile kurtarma ve yardım hizmetlerinde dahi yabancı gemilerin çalışması ve yabancı kaptan, gemi adamı, mütehassıs eleman istihdamı Bakanlar Kurulu nun iznine tabi tutuldu.

İşte bu yüzden 1 Temmuz günü “Denizcilik ve Kabotaj Günü” olarak kutlanmaktadır.

Kabotaj hakkını büyük zorluklar karşısında almayı başardık ta, acaba bu hakkı kullanabilecek denizci bir nesil yetiştirebildik mi? Ülkemizde layıkıyla bir denizcilik kültürü oluşturabildik mi? Deniz taşımacılığını istenilen düzeye getirebildik mi? Tersanelerimizde gemi inşası istenilen düzeydemidir? Devleti yönetenler, Kabotaj Kanununu aşındırarak  yabancılara liman işletmeciliği verdiler mi? Yabancılara kanuna aykırı olduğu halde yabancılara deniz ve limanlarımızda bazı haklar verildi mi? Verildiyse bu gayri yasal uygulamalardan kimler nemalanıyor*

Denizcilikte dünyanınönde gelen güçlerinden biri olabilmek için bu soruları masaya yatırmalı, cevaplarını da aramalıyız.

Bizde aslında her şey vardır. Bilgi de, deneyim de, yetişmiş insan gücü de, kaynaklar da vardır. Yeter ki devleti yönetenler denizciliği gündeme alsınlar. Bunu yaptıkları takdirde kabotaj hakkımızı  en iyi şekilde kullanacağımızdan  ve denizcilik  alanında dünyada lider ülkeler arasında yer alacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Denizcilik alanında gerekenleri yapmazsak, 1 Temmuz Kabotaj Hakkı, Türkiye için “yağlı direk ve birkaç ördek”ten ibaret kalmaya devam edip gidecek.

 

 

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!