Sakarya Detay Haber
Hasan Topçu

TÜRK ÇADIRI

TÜRK ÇADIRI
Bu haber 22 Mart 2018 - 7:59 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Çadırlar yılın ilk yağmurunu sızdırır.Daha sonraki yağmurlarda kıl örgü şiştiği için içeriye damla düşürmezdi.

Keçe çadırı çatmak, bir saatlik iştir. Ancak; yapı malzemelerini üretmek için, altı ay gibi uzun bir zaman gerekir. İskelet malzemelerinin hazırlanmasına ilkbaharın ortalarında başlanır. İki metre boyunda ve beş-altı santimetre çapında çam çubukları kesilerek kabukları soyulur ve kurumaya bırakılır.

Yaza doğru koyunlar kırkılır, yünleri yıkanıp kurutulduktan sonra çadırın yan ve tepe örtüsü olarak kullanılacak olan keçeler dokunur.   Yün ve deve derisinden bağlantı ipleri ile çadır keçesini zeminin ve bağlantı iplerinin aşındırmasından koruyacak olan deri eteklikler ve kolanlar hazırlanır.

Sonbaharın sonlarında kışlak yeri (oba mahali) belirlendiğinde, iskeleti hazırlamak için, önce yarım arşın kalınlığında ve üç  arşın boyunda bir ağaç gövdesinin bir ucu yere gömülüp öbür ucu bir metre yükseklikte bir ağaca sabitlenerek basit bir tezgah hazırlanır. Tezgahın yanına bir çukur açılarak koyun gübresiyle doldurulur ve yakılır. Kazakların “mor” dediği ve ağaçları yumuşatmada kullanılan bu ocak iş bitimine kadar asla söndürülmez.

Mimarsız mimarimizin ilham kaynağı, geleneksel Türk evinin çekirdeği ve prototipi olarak kabul edilen “çadır”; başlangıçta ahşap iskelet üzerine keçe kaplı ve konik tavanlı  taşınabilir devamlı yaşama mekanlarının  adıdır.. Planı, yapı malzemeleri ve kullanım alanları ile olduğu gibi, adıyla da Türke özgüdür. Türkçe “çat-mak” fiilinden “-ır” ekiyle türetilen çadır-çat-tır, dilimize evden önce girer ve evle birlikte çağlar boyu gönlümüze kurulur.

Son birkaç yüzyılda; yerleşim birimlerinden uzaktaki mera ve tarlalarda kurulan geçici barınakları ifade eder. Kon ve Topak sözcükleri, dış görünümleri ve yapı malzemeleri farklı çadır tiplerinin adıdır.          Alacık, Türkçe konuşan topluluklarda çadır ve benzeri taşınabilir mekanlarla, belirli mevsim ve zamanlarda kullanılan hafif yapıların adı olarak bilinir.. Ortaasya ve Anadolu’nun bazı bölgelerinde, çobanların geçici barınakları ile tarlalarda çalışan köylülerin gölgesine sığındıkları çalı ve yapraklardan yapılmış kulubelere de “Alacık” denilir. Bu bağlamda; kon, çadır, topak, hayma, günlük, çardak ve kulübe gibi  geçici, taşınabilir ve mevsimlik yapılar da  ‘Alacık” kavramı içinde yer alır.
Çadır sahibinin yaşama mekanının büyüklük, yükseklik ve örtü rengi gibi fiziksel özelliklerini, belirli ölçüler içinde tespit etme hak ve özgürlüğü vardır. Ancak; çadırını ne zaman ve nereye çatacağına tek başına karar veremez. Çadırını istediği obaya ya da oba içinde istediği yere kuramaz. Şimdiki gibi yazılı kurallar konulmamış olsa da; mensubu olduğu obanın diğer fertlerinin hak ve özgürlüklerini gözetmek; ilinin töresine, obasının geleneğine harfiyen uymak ve özellikle de kutsal mekanlara saygı göstermek zorundadır…Mezarlık içine, çevresine, su kaynaklarının yakınına ve orman içine çadır kurulmaz. Yeni bir yere yaylak ya da kışlak kurulurken; toprak yarım metre kadar kazılarak incelenir. Altından kemik parçaları ve bazı ev eşyaları ile su çıkan alanlara, uğursuzluk getireceği inancıyla çadır çatılmaz, oba kurulmaz.

Çadırın; tünlüğünden çatıldığı yere, keçesinin renginden iç düzenine kadar; elle tutulup gözle görülen her öğesi, bu mekanlarda yaşayanların yaratılışı, hayatı ve dünyayı algılayışlarını yansıtır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!