Sakarya Detay Haber
Hasan Topçu

NİĞBOLU ZAFERİ

NİĞBOLU ZAFERİ
Bu haber 15 Şubat 2018 - 13:52 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlılar’ın Macaristan’a iyice yaklaşması, Bizans’ın abluka ve muhasarası, Selanik’in fethi, Bulgaristan’ın Osmanlı hakimiyetine girmesi gibi gelişmeler Avrupalıları Haçlı ittifakına sürükledi. Büyük bir Haçlı ordusu kurularak  Eylül 1396’da Osmanlı kumandanı Doğan Bey’in korumasındaki Niğbolu önlerine gelindi. Kale nehirden ve karadan kuşatıldı. Buraya gelene kadar önlerine çıkan kuvvetleri rahatlıkla yenmiş olmanın sevinci ve rehaveti ile şarap ve kadınlar ile eğlenmeyi de ihmal etmiyorlardı. Kudüs’e kadar inmeyi planlayan Haçlılar büyük bir gösterişle Niğbolu’yu kuşattılar.

Bu sırada Haçlıların Niğbolu’yu kuşattığını duyan Yıldırım Bayezid, Bizans kuşatmasını kaldırdı ve ordusunu Edirne’de topladı. Yıldırım Bayezid, lakabına yakışır bir şekilde hızla Niğbolu önlerine geldi. Akıncı beylerinden Evrenos Gazi’ye kaleden haber almasını istemişti. Ancak Evrenos Bey, düşmanın kalenin her yanını tuttuğunu ve giriş ve çıkışın mümkün olmadığını söyledi. Yıldırım Bayezid ise durumdan hayli huzursuz olmuştu. Gece karanlığında hiçbir adamına haber vermeden atı ile beraber düşmanın kuşattığı Niğbolu Kalesi’ne doğru atını sürdü. Haçlı devriyelerinin sarhoş olması sayesinde sorun yaşamadan kale önüne kadar ilerleyen Yıldırım, kale surlarına doğru seslendi:

-“Bre Doğan! Bre Doğan!..”

Doğan Bey kulağına gelen sesin gerçek olup olmadığını anlamak için surlardan dışarı baktı. Uykusuzluktan kan çanağına dönen gözlerini ovuşturduğunda Sultanın karanlıkta at üstünde durduğunu gördü ve hayretler içinde kalarak cevapladı:

-“Emret saadetlü sultanım”.

Yıldırım muhatabını bulmanın rahatlığıyla tekrar seslendi:

“Bre Doğan, halin nicedir.?” Padişahın sorusu üzerine Doğan Bey:

“Zahiremiz yeterli, surlarımız sağlamdır” yanıtını verdi. Bunun üzerine Yıldırım;

-“Hele dayanın, biz dahi vardık”  dedi.

Bu sırada sesleri duyan Haçlı devriyeleri olup biteni anlamak için harekete geçti. Ancak Bayezid Han, Yıldırım misali ortadan kaybolmuştu. Durumdan mesul tutulan devriyeler Haçlı komutanları tarafından cezalandırılırken Osmanlı ordusu harekete geçmişti bile…

Osmanlı ordusunu hiç beklemedikleri bir anda karşılarında gören Haçlılar derhal silah başı yapıp harp nizamı aldılar. Savaşın başlaması ve iki ordunun birbirine girmesiyle Osmanlıların üstünlüğü görülmeye başladı. Özellikle yeniçeriler hilal gibi açılıp aralarına aldıklarını bir makine disiplini ile yok ediyorlardı. Durumu gören Haçlıların birçoğu yılgınlığa düşmüş bir çoğu da geri çekilmeye başlamıştı.Önce okçular sonra sipahiler ortadan saldırıya geçmişlerdi.Yeniçeriler de hilal taktiğini uygulayarak haçlıları çaresiz bırakmışlardı.  Savaş sonucunda Osmanlılar kesin bir zafer kazandı.

Osmanlı’nın savaşı kazandığı anlaşıldıktan sonra Macar Kralı Sigismund Tuna ağzında bekleyen Haçlı donanmasına ulaşarak İstanbul’a, oradan da Venedik’e kaçmıştır. Haçlı ordusu içerisinde yer alan pek çok asilzadenin savaş sırasında Osmanlı tarafından esir alındığı, bunların sağ kalanlarının savaştan sonra fidye ile ülkelerine geri gönderildiği bilinmektedir.

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!