Sakarya Detay Haber
Hasan Topçu

PİR-İ TÜRKİSTAN

PİR-İ TÜRKİSTAN
Bu haber 08 Ocak 2018 - 17:25 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Kazakistan’da  yapılan 12.şiir şöleninde,daha iyi tanıma fırsatı bulduğum ilahi duyuşlu ,büyük bir söz üstadı olan Ahmet Yesevi  Hocayı anlatmak iştedim.Hikmetli sözlerini Arapca ve farsça bilmesine rağmen Türkçe yazıp ,Türkçe sunmuş olması beni daha çok etkiledi.

Hoca Ahmet Yesevî, 12.yy’dan itibaren Orta Asya’da İslamiyet’in benimsenip yayılmasını sağlayan, mutasavvıf, düşünür, din tebliğcisi ve kendi adıyla anılan tarikatın kurucusudur. Pir-i Türkistan diye anılan ve “Hikmet”leri dilden insanlar ve kültürler arasında birleştirici ve kaynaştırıcı bir kişi olarak anılmıştır. İslamiyet’i henüz kabul etmiş olan Türk boylarına Türkçe olarak hitap etmesi, onun bu alanda daha çok tanınmasına ve İslamiyet’in daha iyi anlaşılmasına vesile olmuştur (Köprülü 1976: 27). Kendisi ile başlayan dinî-tasavvufi edebiyat geleneği ve “Hikmet”leri Orta Asya-Anadolu tasavvufi düşünce geleneğinin önemli bir boyutu, aynı zamanda bölge halkları arasında kaynaştırıcı bir unsurdur (Ekinci 1995: 23).     10. ve 11. yüzyıllarda Anadolu’nun içinde bulunduğu siyasi yapı, Orta Asya’dan gelen Türk boylarının ve yerleşik halkın yaşam olanaklarını güçleştirmekteydi. Tam anlamıyla kozmopolit bir karakteristik taşıyan bölge, göçmen toplulukların gelmesiyle birlikte yeni bir yapı kazanmaya başlıyordu. Türklerin İslamiyet’le tanışması gibi oldukça önemli bir sosyo-kültürel gelişim de buna eklenince etkileri günümüze kadar ulaşan ve Anadolu mistizmi/aydınlanması olarak nitelendirilebilecek bir dönemin de başlangıcı gerçekleşmiş oluyordu. Bu bağlamıyla Ahmet Yesevî, geniş halk topluluklarına yetiştirdiği dervişleri yoluyla İslamiyet’in şer-i ve şekli yönünün yanında insan sevgisi, anlayış ve hoşgörü temelinde oluşmuş tasavvufi yapısını da aktarmaya çalışıyordu. Sade ve anlaşılır bir biçimde yazdığı Hikmet’leri bir yandan orta Asya kültürünü İslamiyet’le harmanlarken diğer yandan Anadolu’ya hatta Balkanlar ve Rumeli’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkilerini göstermekteydi. Dört bir yanda kurulan tekkelerde Yesevî öğretisinin temelleri atılmaya başlanmış ve tasavvufi düşünce akımı Anadolu’nun her yanına yayılmıştır. Bu çalışma,         Ahmet Yesevî’nin bu kadar geniş bir coğrafyada etkili olan ve Türkistan’da temelleri atılan öğretisinin, Anadolu’da kurulan tekke-tasavvuf geleneği içinde varlığını sürdüren müzikal unsurların Türk müzik kültürüne katkı ve yansımalarının değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde öncelikle Yesevî düşüncesinin temelini oluşturan etkenlerden, Türk kültür yaşamı içerisindeki birçok dinî inanç, tarikat ve müzik kültürüne genel bir bakışın konunun geçmiş-bugün bağlamındaki temel felsefe ve yansımalarının daha iyi kavranıp, özümsenmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip
Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben işte.
Riyazeti sıkı çekip, kanlar yutup
‘İkinci defter’ sözlerini açtım ben işte.

Sözü söyledim, her kim olsa cemale talip
Canı cana bağlayıp, damarı ekleyip,
Garip, yetim, fakirlerin gönlünû okşayıp
Gönlü kırık olmayan kişilerden kaçtım ben işte.

Türkçe düşünen ,Türkçe yazan her kalemin Ahmet Yesevi Hocadan öğreneceği çok şey var.Hele hele Türkçe’nin yeterliliği konuşulduğu ortamlarda.İlahi duyuşlarını Türkçe olarak sunan büyük Pir-i Türkistana saygı ve selamlarımı sunuyorum

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!