Sakarya Detay Haber
Serpil Başer

Kışı Sevmem Ben…

Kışı Sevmem Ben…
Bu haber 08 Kasım 2017 - 22:31 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Ellerim üşüyor anne, baba bot giydiğinde çorapların yine ıslak olur mu? Eldiven de sıcak tutar mı? Ya mont giyince gerçekten üşünmüyor mu?
Kışı sevmem ben, damı akan evler, ayakkabısı delik çocuklar, ocağı yanmayan analar, utanan babalar gelir aklıma, sevmem kışı ben.
Kışı seversin elbette sıcacık evin varsa, sırtın kalınsa, ayağın ıslak ıslak olmuyorsa, seversin kışı da, yağmuru da, karı da.
Malesef ! Ne her ev sıcak , ne her karın tok , ne de her çocuk mutlu.
Hani gardıropları açar, “of giyecek bir şeyim yok” deriz ya. Yada buzdolabının kapısını açar bakarız bakarız ne yesem diye düşünür, beğenmez, burun kıvırırız. İşte bunları yaparken aklımızın bır ucunda unutmayalım ki küçücük de olsa bunlara sahip olamayanları, alamayanları, bulamayanları da hatırlıyalım. Unutmayın!  Hatırlayın! bu bile bir eylemdir.
Taş kaynatan kadının hikayesini bilir misiniz ?
Hz. Ömer (R.A.) tebdili mekân mahalle aralarında gezerken çocuk ağlamaları gelen bir kapının önünde durur ve bir süre dinler ve kapıyı vurarak içeri girer. Gördüğü manzara karşısında şaşkına döner. Bir yaşlı kadın ocaktaki tencerede bir şeyler pişiriyor. Küçük çocuklarsa eteğine yapışarak ağlıyorlardı…
Hz. Ömer (R.A. ): Kadına bu çocuklar niye ağlıyor diye sorar.
Kadın: Çocukların aç oldukları için ağladıklarını söyler.
Hz. Ömer (R.A.): Peki niçin pişirdiğin yemekten vermiyorsun der
Kadın: Kocam ve oğlum şehit, bu çocuklarda oğlumun yetimleri, son yiyeceğimiz iki gün önce bitti. Tencerede de taş kaynatıyorum ki çocuklar avunur uykuya dalar diye” der
Hz. Ömer daha da şaşırarak “peki kimseden yardım talep etmedin mi?” der.
Kadın: Varlıklı bir aileden geldiğini, yardım talep etmeye utandığını söyler ve Hz. Ömer’e beddualar etmeye başlar. “Ömer şimdi rahat yatağında uyuyor, bizim halimizi düşünmüyor” der;
Hz. Ömer: Ana, Hz. Ömer’in nerden haberi olsun der
Kadın: O İslam’ın halifesi, kocamı, oğlumu, savaşa gönderirken biliyordu da şimdimi bilmeyecek der.
Hz. Ömer: Haklısın ana siz burada biraz bekleyin der ve gidip kendi sırtıyla taşıdığı un ve yağı getirip kadına verir. Daha sonra kadına ve yetimlere maaş bağlatır.
Bir başkasının yaşamasına yardım etmeyen yaşadığını iddia edemez. Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. Bizler milletçe vicdanlı, duyarlı, merhametli insanlarız. Belki bireysel olarak yapamadığımızı bir kampanya gördüğümüzde canla başla yapmaya, destek olmaya kalkıyoruz. El birliğiyle yapılmayacak hiç bir şey yoktur. Yeter ki isteyin.
Müslüman insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.
Sokağa çıktığınızda hep vitrinlere bakmayın, biraz da kenara, köşeye göz gezdirin, belki de orada sizin görmenizi umutla bekleyen bir çift göz vardır. Yüreğini ısıtacağınızı uman üşümüş bir çocuk vardır. Yada eve eli boş gitmek istemeyen bir baba…
Empati yapın. Ya o siz olsaydınız ? Ya sizin evladınız, anneniz, babanız olsaydı. Umarım hiç bir zaman olmaz böyle bir zorlukla sınanmayız.
Sanma ki her kalıbın içindeki insandır, insanı farklı kılan merhamettir, vicdandır.
Ayakları ıslak, buz gibi olmuş bir çocuğa bir çift çorap, bot giydirirken onun yüzündeki ifadeyi hiç gördünüz mü? Bu anı yaşadınız mı? Bence bir kez deneyin, sonra bir daha deneyeceksiniz, emin olun. Onun o,  gözlerinin içindeki sevinç mutluluk tarif edilemez. O bot var ya, senin ayakkabılığında sığdıramadığın markalıların yanında paha biçilmez. Kimsenin kimseden yüksek beklentisi yok, küçük, ufacık bir yardım, bir yüreği ısıtmak, bir karnı doyurmak.. O kadar basit.
Sevmek fiilinden sonra gelen dünyanın en güzel fiili, yardım etmektir. Cömertlik olmayınca zenginliğin faydası olmaz. Eğer paylaşmayı bilirseniz ekmeği, paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.
Merhamet; şefkat kanatlarını germektir.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!