Sakarya Detay Haber

“GATA’DA PARALEL MEDYA”

“GATA’DA PARALEL MEDYA”
Bu haber 09 Ağustos 2016 - 21:13 'de eklendi ve kez görüntülendi.
“Bağıra Bağıra Geldiler De, Susturan Olmadı”
 
Hastanede tv kanalları sansürlüydü. tv lerin yan tarafında merkezi sistem dışında kanallar yasaktı. Sabah haberleri Fox TV’den izlenir, Fatih Portakal’ın haberlerinden gaza gelerek, bize Emine’nin kumaları, sarayın cariyeleri gibi hakareti de aşan sözler söylenirdi. Orda bir sistem kurulmuştu gözlemlediğim kadarıyla…
“ERDOĞAN’A VE BİZE HAKARET EDİLİYORDU”
Her sivil gariban kabulünde, onlara orda hakaret edebilecek, bir de Erdoğan düşmanı emekli askerler ve gaziler getiriliyor, bol bol hakaret ediliyordu.
Bir kandil akşamı odamdakiler Kur’an bulup duaya hazırlandılar, onlar bir guruptu, senede bir kaç kez geldiklerinden kaynaşmışlardı. O akşam yemekhanede yemeklerimizi bitirdik. Emekli bir subay 20 yaşlarında bir oğlunu tedaviye getirmiş, nuru alınmış o subay yaklaşık 15 kişilik bir masanın en başında oturmuş, o Kur’an arayan müslüman görünümlü varlıklara kandilin, orucun, bayramın kur’anda yeri olmadığını, yobaz müslümanların bunu gelenekselleştirdiğini söylüyordu. Bu da yetmezmiş gibi, “kahvelerde Erdoğan’a oy verenlere küfrediyoruz, adamlarda ses yok” diyerek bütün değerlerime sövüyordu. Masadan çıt yoktu, emekli asker ya arkadaş… Herkes ağzına bakıp dinliyordu. Yan masada kızımın ağzını sildim, arabasını bu dinsizlerin masasına çektim, adamın tam önüne iki elimi koyup, burnunun dibine girdim, o konuştuklarını haykırarak “Ben müslümanım, oyumu da Erdoğan’a veriyorum, o yaşadığı sürece de vereceğim. Hadi bana da küfret de göreyim” dedim… Masa karıştı tek tük diklenen oldu, bağırıp yüzlerine tükürünce de sustular. Odaya geldim, onlar orada rahatlayana kadar dertleştiler.
Akşam saatlerinde, o yüzsüz, odaya helva dağıtmaya geldi, ona da, helvayı alanlara da ver yansın ettim, artık kopmuştu benim şarteller… Tabi mimlendim. Yönetim de, hastalar da bana tavır koymaya başladılar, küsenler oldu, susanlar oldu.
Bir hafta sonu Sakaryalı dediğim teyzenin bakıcısı izine çıktı, benimle konuşmamasına rağmen “Üzülme ben götürürüm lavaboya” dedim.. Teyze yürüyordu bastonla… Kem küm etti, ama canım sıkıldı. Benden rahatsız olan yönetim tedaviyi kesip dönmem için büyük oynamış, teyzenin oğluna annesiyle kalma izni vermişler bana sormadan…
“AĞIZLARINDA HEP KÜLLİYE VE ERDOĞAN VARDI”
Hafta sonuydu.. Odada iki hasta vardı, adam geldi, çarşafını serdi, yatacaktı. “Hayırdır” dedim.. “Ben burda kalacağım, hemşire izin verdi” dedi. Hemşireye gittim “kabul edeceksin, anası” dedi.. “Ben yardımcı olurum” dememe rağmen, ikna edemedim, kızımı aldım yatağıyla koridora çıktım, “burda sabahlarım” dedim. Bana iyice tavır aldılar. Başka odaya, yani ağır hasta olan kızımın istemeyeceği bir odaya attılar. Ertesi gün nöbetçi subayı aradım derdimi anlattım, bunlar bahçede otururken şahit olduğum şu konuşmaları yaparlar, Küllüye’yi işaret ederek, fazla masraf yapmış ş..siz itleriyle gömülmek için” der Erdoğan’a… Ulu orta meydan okur, küfürler havada uçuşurdu…
Gazilerin sınırsız protez ve medikal ürün hakları varmış, bu ellerinden alınmaya çalışılıyormuş, oysa onlar ordan raporlarla bunları temin edip, dışarıya satarak ev araba alıyorlarmış, yani devleti soyuyorlarmış, bu haklarına denetim gelmiş. Erdoğan’a ver yarsın ediyorlardı, bu guruplar bazen haftada, bazen 15 günde bir değişirdi. Otelde kalırlardı, tedavide ve salonlarda beraberdik… Bana Küllüye’yi göstererek, “itlerin küllüyesi başınıza çökecek, altında ezileceksiniz, Erdoğan’ın bir tır altını var, yurt dışına kaçacak, onun itlerini de bir bir temizleyecekler” diyen kaç kişi ve kaç konuşma oldu… Bilmem artık…
“BİR DAKİKA BİLE DURMAZDIM AMA…”
Kimseyle konuşmaz oldum, bize “Erdoğan’a tapıyorsunuz” diyenler Atatürk’ü peygamber ilan etmişlerdi, kendi tedavim olsa bir dakika durmayacaktım ama Hanife’nin bu şansını elinden alma hakkım yoktu, sabır diyordum, çok canım yanıyordu…
SAKARYALI VEKİLLER “SUS” DİYORDU
Sakarya milletvekillerimi arıyor, durumu anlatıyordum, “sus saniye hanım” diyorlardı, derdimi ve acılarımı anlamıyorlardı… Bize ve onların yaptığı zulme kayıtsız kalıyor, hiçbir şey yapmıyorlardı. Tüm Türkiye 15 Kasım’da it sürüleri lafını duydu, oysa ben bu sözü 2 yıl önce duydum da sesimi kimseye duyuramadım…
“SUS DİYENLER ERDOĞAN’IN YOLDAŞLARI İDİ”
Mazluma sahip çıkmayan siyasilerdi… Onları büyüten mazlumun sesine kulaklarını tıkayanlardı güvenip oy verdiklerim… Herşeyi Erdoğan’dan bekleyen yoldaşlarıydı sus diyenler….

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER