Sakarya Detay Haber
Hikmet Bulak

Terörle Mücadele Ve Yeni Türkiye

Terörle Mücadele Ve Yeni Türkiye
Bu haber 21 Haziran 2016 - 0:20 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Herkesin sustuğu bir zamanda konuşabilmek ve doğruları haykırmak her babayiğidin karı değildir. Ancak ne acıdır ki, doğruları konuşmaktan çekinenlerin sustuğu yerde güce tabi olanların “olmaz” ı savundukları günleri yaşıyoruz.

Evet, ikisi arasında çok derin farklar var. Bir tarafta doğruyu savunmak, diğer tarafta da olmazı savunmak… Allah kimseyi olmazı savunmak durumunda bırakmasın.

Gelin görün ki, PKK terör örgütünün payandası haline gelerek sözde çözüm sürecinde onlara methiyeler dizerken olmazı savunanlar, bugün sanki PKK ‘ya düşman olmuş ta, onunla mücadele ediyor gibi görünerek halka karşı şirinlik yapıyorlar…

Çözüm sürecinin başlangıcında samimi olunduğu zannedilse de, devam eden süreçte amacın örgüt ile mücadele veya örgütün tasfiye edilmesi değil, yeniden canlandırılması ve nefes aldırılması olduğunun anlaşılması çok zor olmamıştır. PKK terör örgütünün eleman, silah ve lojistik ikmallerini tamamlayarak büyük bir savaşa hazırlandığı, bunun bir çözüme değil çözülme sürecine hizmet ettiği zaman içerisinde bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.

Olmazları savunan ideolojik silsilenin “yılmaz bekçileri” veya “emir erleri” o gün için PKK terör örgütünün liderine ve kadrolarına güzellemeler yapmışlardır. Bugün için ise bunları unutarak veya bizim unuttuğumuzu sanarak farklı söylemlerde bulunmaları gerçeği asla değiştiremeyecektir.

Kaldı ki; bugün yaşanan sürecin kısa vadede örgüt mensuplarının zarar gördüğü anlamına gelmiş olsa da, uzun vadede terör örgütünün daha da güçlenmesine yarayacağı, yapılan bu yanlış stratejik hamlelerin örgütün hedeflerine ve amacına hizmet edeceği kanaatine sahibim.

Ne yazık ki; Kıbrıs’ın AB’ye, Ege Denizi’nin Yunanistan’a, Boğazların ve Karadeniz’in NATO’ya bırakılması eğilimlerinin baş gösterdiği defacto bir durum yaşıyoruz.

BOP tarafından dayatılan “Yeni Anayasa” ve “Başkanlık” planları, sözde “Kürdistan” ın tesisi için Türkiye’den doğu illerimizi koparmakla yetinmeyecek, ülkemizi çok daha farklı dini, sosyal, ekonomik ve etnik katmanlara ayıracak tehlikeleri içerisinde barındırmaktadır.

İşte böyle bir zamanda PKK ve İŞİD/DAİŞ terör örgütlerinin birbiriyle yarışırcasına bombalama ve intihar eylemleri ile ülkemizi kan gölüne çevirmeleri tesadüf değildir. Doğu illerimizde ve batıda ki büyük illerimizde bu eylemlerin artarak süreceği istihbar edilmektedir.

En kritik bölgeler arasında Akdeniz ve Karadeniz Bölgelerimizde yer almaktadır. Bu bölgelerimizdeki PKK eylemlerinin; bölgesel, ülkemiz geneli ve küresel neticeleri içerisinde barındıran özellikleri bulunmaktadır. Özellikle Giresun merkezli olarak Karadeniz bölgemizde art arda meydana gelen PKK terör örgütünün eylemlerinin önlenememesi oldukça endişe verici bir durumdur.

Demek ki yeterli tedbirler alınamadı, demek ki gerekli operasyonlar yapılamadı, demek ki ortada yanlışlarla dolu bir uygulama var ki, netice başarısızlığı getirmiştir.

Peki terör gerçekten önlenemiyor mu? Terörün artmasında bir kasıt var mı? Bu kadar ağır sonuçların nedenleri haklımız tarafından ne kadar biliniyor? Bunca sorun ve sıkıntı varken halkımız bunun ne kadarının farkında? Gerçeklerle yaşanan gündemler örtüşmekte mi?

Tabi ki HAYIR… Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi maalesef mümkün olmuyor. Hamasi ve muhafazakâr söylemler ile ideolojik önyargı gerçek gündemi örtmekte başarılı oluyor.

Garip ama gerçek olan bu durumda terörün önlenememesinin arkasında, yapılması hedeflenen ve kamuoyundan gizlenmeye çalışılan bir şeylerden kuşkulanmamak elde değil…

Almanya’da sözde “Ermeni soykırımı” tasarısı Federal Mecliste oylanarak kabul edildi. Muhalif bir parti tarafından hazırlanan, ancak iktidardaki partilerce de desteklenen tasarının kabulü zaten kesin gibiydi.

Ama nedense engellemek çabası nedense kimsenin aklına gelmedi. Hem de siyasilerimizin saman alevi gibi yaptığı göstermelik tepkiler daha dinmeden, Almanya’nın İncirlik Üssü’nde kurmak istediği askeri üs için Türkiye ile mutabakat sağlandığı, açılması planlanan askeri üssün “Türk-Alman Teknik Düzenleme” anlaşması ile düzenleneceği açıklandı.

Şehit cenazelerinde rezaletler çıkartıldı, siyasi partilerin her dönem yaptığı cezaevi ziyaretleri örgütsel faaliyet olarak lanse edildi ve şehit cenazeleri siyasi kavgalara alet edilmeye başlandı.

Ama diğer taraftan, ABD desteğiyle Menbic’i kuşatan terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin özerklik ilânına hazırlandığı, şehrin adını da Kürtçede “ölümsüz gelin” anlamına gelen “Mabuk” olarak değiştirdiği açıklandı. Biz ise elimiz kolumuz bağlı, sus pus oturuyoruz.

İçerde ABD ve İsrail ülkelerinin en büyük düşman olduğu haykırıldı, onlara yakın olduğu iddia edilenler lanetlenerek casus veya terörist ilan edildi.

Ama enteresan bir şekilde, hem de tek taraflı olarak bu ülkeler ile her türlü ticari, askeri ve siyasi anlaşmalar yapıldı, hiç olmadığı kadar üst seviyede ilişkiler kuruldu.

Ülkemizin yalnızlaştırılması ve aşağılanması bile, “değerli yalnızlık” denilerek pervasız şekilde gizlenmeye çalışıldı. İçeriye ayrı, dışarıya ayrı sözler söylendi.

Yeni Türkiye’mizde buna benzer “sanal” ana gündem maddeleri yapılırken, işte böyle “gerçek” gündem maddeleri tantanalı maskeler ile gizlenmektedir.

ABD güdümünde hareket eden, tercih noktasında bizi anında terk edecek olan Suudi Arabistan ve Katar gibi birkaç ülkenin haricinde nerdeyse tüm dünya ülkelerinin bize düşman olduğu bir “Yeni Türkiye” asla kabul edilemez.

Toplumsal birlikteliğin zedelendiği, halkın bir kısmının ötekileştirildiği, adalete güvenin yerle bir olduğu, devletin otoriterleştiği bir “Yeni Türkiye” asla istenilemez.

Sadece ekonomik kalkınma ile bütün olumsuzlukları kapatmak imkânsızdır. Zaten aşırı borçlanma ile gizli krizi yaşadığımız ekonomik göstergelerdeki olumlu hava ne kadar iyi olursa olsun, özgürlüklerin ve adaletin olmadığı, huzurun ve güvenliği bulunmadığı bir ülkede bunların hepsi suya yazılan yazılar gibi silinmeye mahkûmdur. Yani uçup gidicidir…

Fakat her şeye rağmen otomatik ideolojik kafaların çizgisinden ayrılmasını da bekleyemezsiniz. Çizgiden ayrılanlar zaten kötü bir son ile cezalandırılırlar. Tebaa ise dâhil olduğu fikri silsilenin “yılmaz savunucuları” ve “keskin fedaileri” olurken, “kutsal” patronlar bu sayede rahat ederler.

Bazen farkında olmasalar da; ideolojik kafalar kendisine verilen rolü oynar, zaman içerisinde bunu benimser ve artık onu inanarak yapar. Ta ki aldatıldığını yaşayana kadar…

“Yeni ve Büyük TÜRKİYE” demokrasinin olduğu, insan haklarına saygının bulunduğu, sosyal bir hukuk devleti olacaktır.

Farkına varılması dileği ve inancıyla…

Hikmet Bulak

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER