Sakarya Detay Haber
Hikmet Bulak

PKK Eylemleri Ve Karadeniz-3

PKK Eylemleri Ve Karadeniz-3
Bu haber 06 Haziran 2016 - 20:01 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Terörle mücadele gibi hayati konularda ve dış siyasette yapılan hataların telafisi çok ağır olur. Büyük devlet olmanın gereği olarak günübirlik politikalardan uzak, bilimsel gerçekliğe uyumlu ve kalıcı politikalar geliştirilmelidir. İfrattan da, tefritten kaçınılarak en uygun olan yolun belirlenmesi ve sistemli bir şekilde ortak aklın kabul ettiği tarzda hareket edilmesi şarttır.

PKK terör örgütü ile etkili ve sistemli bir mücadele verilmesi, ancak terörü doğuran sebeplerin ortadan kaldırılması ve aynı etnik kökenli halkın güveninin kazanılmasıyla mümkündür. Tabi bunu yaparken de, vatandaşlarımızın tümünü tatmin eden şeffaf politikalar uygulanması önemlidir.

Ancak süreç bizde çok farklı ilerlemiştir. Maalesef daha önceleri kamuoyundan gizlenerek yapılmaktayken, 2013 yılından itibaren aleni hale gelen bazı Devlet görevlileri ile PKK terör örgütü yöneticileri arasındaki görüşmelerde yeni yol haritalarının uygulanması kararlaştırılmıştır. Ardından 24 Ocak 2013 tarihinde İçişleri Bakanının değiştirilmesiyle de, siyasi irade tarafından artık örgüte operasyon yapılmasına dahi izin verilmemiştir.

Çözüm süreci kapsamında kabul edilen sözde ateşkes ile çatışmalar dondurulmuş, dolayısıyla şehitlerin gelmemesi ile acaba kalıcı barış mı geliyor umudu yaşanmaya başlanmıştır. Ancak sade vatandaş gözünden böyle görünmesine rağmen, çok sayıda ki konunun uzmanları tarafından yaşanan sürecin tuzaklarla dolu aldatıcı bir süreç olduğu vurgulanmıştır.

O günleri hatırlarsak; ağır darbeler alan PKK terör örgütünün yeni katılımları sağlayamaması, şehir örgütlenmelerini organize eden yapılarının işlemez hale gelmesi ve yeni şekillendirdiği üst yapı olan Devlete Paralel Yapılanması KCK terör örgütlenmesinin deşifre edilmesi gerçekleştirilmişti.

Halkın önemli ölçüde gönlünün kazanıldığı, örgütün de çok zayıfladığı bir dönem yaşanıyordu. Silahlı ve cephe faaliyetleri pasifize edilen örgütün halk üzerindeki baskıcı gücünün kırılması, şehirlerde ve kırsal alandaki nokta operasyonlar ile örgüte büyük kayıplar verilmesi, silahlı militan gücünün uzun yıllar sonra ilk defa 2 binler ile ifade edilmeye başlanması, tıkanan örgütü bitme noktasına getirmişti.

Tam da bunlar yaşanırken garip bir takım gelişmeler yaşandı. Yanlış ve zamansız bir hamle ile dost görünümlü müttefiklerimiz olan ABD, İngiltere ve İsrail devletlerinin rol aldığı, İskandinav ülkelerinin ev sahipliğini üstlendiği meşhur Oslo görüşmeleri ile hatalı bir sürece girildi. Bugün bunu sebepleri ve neticeleri ile daha net olarak görebilmekteyiz.

Nitekim milli bir proje olarak başladığı düşüncesiyle toplumda oluşan samimi ve yüksek sinerji, sonradan dış mihrakların planladığı anlaşılan gerçekliğe dönüşmesiyle adeta sosyal bir yıkıma dönüştü. Adına barış veya çözüm denen süreçte; örgütün kaybettiği gücü toparladığı, ileride yapacağı kirli terör eylemlerine hazırlık yaptığı, hendekler kazarak siperler oluşturduğu, silah ve mühimmatları şehirlerimize yığarak müzahir kitlesini iç savaşa hazırlandığı gün yüzüne çıktı.

Sayısı 500 ler ile ifade edilen şehitlerimiz, binlerce gazilerimiz, hayatlarını kaybeden çok sayıda vatandaşlarımız, evlerini terk etmek zorunda bırakılan insanlarımız, hendekler kazılarak tuzaklanan mahallelerimiz ve yıkılan şehirlerimiz bu yanlışlıkların ortaya çıkardığı çok ağır neticelerdir.

Bu kadar çok şehit ve gazi verilmesi, geçerli sebepleri dahi olsa halkın göçe maruz kalması, hatta çok sayıda örgüt mensubu ve yakınlarının zarar görmesi geleceğe kalıcı sorunlar bırakacaktır. Öldürmek ve yok etmekten çok, yaşatmak ve hayata döndürmek hedeflenmelidir.

Terör örgütlerinin hiç birinin Devlet ile silahlı mücadelelerinde başarılı olması mümkün olmadığı gibi, terörün sonlandırılması ve etkisizleştirilmesinin yolu da teröristlerin öldürülmesi ile değildir. Ne kadar çok ölüm hadisesi yaşanırsa, ayrışmalar o kadar artacak ve çözüm o derece zorlaşacaktır.

Terörle mücadele, terörist ile mücadeleyi de içerisine alan topyekûn bir faaliyetler bütünüdür. Uzun soluklu ama uygulanabilir, etkili ama kalıcı tahribatı olmayan, farklılıkları kabul eden ama bütünleştirici olan, sosyolojik ve siyasi stratejik özellikleri bulunan bir mücadeledir. Teröriste etkili ve hukuki müdahale ile beraber, ötelemeden terörün sebeplerinin ortadan kaldırılması esastır.

Yakın tarihimizde birbirine zıt stratejilere ve terörle mücadelede yapılan hayati hatalara tanık olduk. Uyarılar dikkate alınmazsa yeni hüsranlar yaşanmaya devam edecektir.

Bu hatalar; daha sonraları zamanın Başbakanı, bazı Bakanlar, bir kısım gazeteciler ve muhtelif STK lar tarafından pişmanlıkla itiraf edildi, günah çıkartılmaya çalışıldı. Hatta daha da ileri gidilerek yapılanların inkârına ve kandırıldık söylemlerine sığınıldı, kamuoyu kısmen ikna edildi.

Ancak ifrat ile tefrit çizgisindeki savrulmalarla, ileride yine büyük sıkıntılara gebe yeni fahiş hatalar yapılmaya devam edildi. İşte bu hataların neticesinde yeniden palazlandırılan PKK, kanlı terör eylemlerini Karadeniz bölgesinden başlayarak batı illerimize de kaydırmaya çalışmaktadır.

Buradan hareketle; 2015 yılından itibaren yeniden şansını değerlendirmek üzere Karadeniz bölgesine gelen örgüt, beklendiği gibi bahar ayı itibarı ile Tunceli üzerinden gelen yeni kuvvetleriyle beraber Karadeniz yaylalarına geçiş yaparak HBDH oluşumu ile bir dizi eylemler gerçekleştirmiştir.

Giresun ilimiz bölgesinde son 9 ay içerisinde 6-7 önemli saldırı gerçekleştirmesi, şantiyeleri taciz etmesi, barajları tahrip etmesi, yol kesmesi ve Jandarma Karakolumuza saldırması durumun vahametini göstermektedir. Hele de 3 şehit ve birçok gazi verilmesi maalesef halkımızda ciddi moral bozukluğuna sebebiyet vermiştir.

Göz göre göre yapılan stratejik hatalar neticesinde bugün yeni bir sorun ile karşılaştık. Bilinen, öngörülen ve beklenen ama önlenemeyen bu eylemleri yaşamak zorunda mıydık?

Bu saldırıların önlenememesinin pek çok sebepleri sıralanabilir. Sebepler ne olursa olsun ortada görünen, maalesef bir tedbirsizliğin ve güvenliğimiz ile ilgili zafiyetin olduğu gerçeğidir.

Velhasıl; bu işler çocuk oyuncağı değildir. Liyakati ve bilgi birikimi yetersiz olanların makam sahibi yapılmasıyla yapabilecek basitlikte bir iş asla değildir. Hem bilmemekten daha büyük bir ayıp, yanlışta inat edip o işi öğrenmemektir. Aksi takdirde bilerek veya menfaati için mecburen yanlış olanı yapmak demektir ki, o da ihanetin ta kendisidir.

Konunun önemine bir an önce vakıf olunarak “doğru terörle mücadele stratejisinin” belirlenmesi, ülkemizi bekleyen daha büyük ve kaotik tehditlere fırsat verilmemesi en büyük temennimizdir. Sürülmüş, küstürülmüş, yaftalanmış, horlanmış ve haksızlığa uğramış tüm uzman personelin yeniden kazanılması, vatanını, devletini, milletini seven bütün insanların kucaklanması, birlik-beraberliğin tekrar tesis edilmesi ve artık yeni acılar yaşanmaması en büyük dileğimizdir.

Büyük bir özveri ile terörle mücadelesini sürdüren Askeri ve Polisiye Kuvvetlerimiz, tarihe geçecek yiğitlik ve cesaretle çalışmalarını sürdürmektedir. Ancak iç ve dış politikalarda ki isabetsizlik, zikzaklar içeren yönetimsel beceriksizlik ve stratejiden yoksun siyasi istikrarsızlık Güvenlik Güçlerimizi çok büyük kayıplar ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Özellikle Karadeniz bölgesindeki terörist eylemlerin engellenmesindeki ihmalleri ve alınması gereken tedbirleri yazmaya devam edeceğim. Düzeltilebilmesi için benden söylemesi…

Yoksa halkın gerçekleri görmesi ve hesap sorması yakındır.

Hikmet Bulak

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!