Sakarya Detay Haber
Hikmet Bulak

Karadeniz’deki PKK Eylemleri Ve Nedenleri-2

Karadeniz’deki PKK Eylemleri Ve Nedenleri-2
Bu haber 23 Mayıs 2016 - 23:34 'de eklendi ve kez görüntülendi.

KARADENİZDEKİ PKK EYLEMLERİ VE NEDENLERİ -2-

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Hem hatırlamak hem de çözülmesi gereken problemin gerçek tespitini yapmak önem arz etmektedir. Sorunun ne olduğunu anlayabilirsek, çözümün ne olacağına da daha sıhhatli cevaplar bulmak mümkün olacaktır.

Geçtiğimiz aylarda kamuoyuna deklare edilmişti. “Türk Solu” diye tabir ettiğimiz 9 farklı terör örgütü ile bir araya gelen PKK terör örgütü, “Halkların Birleşik Devrim Hareketi” isimli yeni bir oluşuma gittiklerini açıklamıştı.

Tecrübelerimizden ve uygulamalarından da anlaşıldığı kadarıyla, önümüzdeki günlerde özellikle girmekte zorlandığı Karadeniz Bölgesinde HBDH oluşumu ile yerleşme gayretine ve daha fazla eylemlerine şahit olacağız. Nitekim Giresun ili Doğankent, Çaldağ ve Güce bölgelerinde gerçekleştirilen son kanlı eylemleri, bahse konu bu örgütlenme ismiyle ile üstlenmiştir.

PKK terör örgütünün hedeflerini ve amaçları birkaç madde ile özetleyebiliriz.

1- Karadeniz bölgesini terörize ederek güvensiz bölgeler oluşmasını sağlamak, batı bölgelerinde konuşlu bulunan askeri ve polisiye güçlerin büyük oranda doğu illerimizdeki çatışma bölgelerine kaydırılmasının önüne geçmek, manevra alanlarını genişleterek kirli savaşı ülkemizin batı bölgelerine kaydırmak.

2- Kürt vatandaşlarımızın en az yaşadığı ve Ülkemizin en güvenlikli bölgelerinden birisi olarak kabul edilen Karadeniz’de, toplumun kaygılarının derinleştirmek ve halkta bıkkınlık yaratmak. Bununla birlikte halkı güvensizlik psikolojisine sürüklemek, heyecanlı, tez canlı, sabırsız ve aynı zamanda vatansever-milliyetçi duruşu ile meşhur insanlarımızın kin, öfke ve intikam duygularını tahrik etmek.

3- Karadeniz illerimizdeki terör eylemlerinin etkisiyle, bu duruma alışık olmayan vatandaşlarımızın duygusal ve ani tepkiler vermesini sağlamak. Evlerinin ve yurtlarının tehdit altında olduğunu düşünen vatandaşlarımızın, kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla kontrolsüz ve yasal olmayan karşılık verme gayretlerine kapılmasını sağlamak.

4- Özellikle büyükşehirlerimize çok fazla iç göç veren bu bölge insanımız arasında, terör eylemlerin de tahriki ile etnik ayrışmayı tetiklemek, sadece Karadeniz bölgesinde değil tüm Anadolu coğrafyasında yayılabilecek “toplumsal çatışma” ortamlarına çekilmesine sebebiyet vermek.

5- Terör örgütünün; ülkemizin yönetim sisteminin “federal sisteme” dönüşmesi gayelerine zemin hazırlaması düşüncesine ve bunun için öngörülen “özerk yönetim bölgeleri” tesis edilmesi hedeflerine hizmet edecek olan “iç savaş” ortamının başta metropol kentlerimiz olmak üzere batı bölgelerimize sıçraması için basamak oluşturmak.

Evet; belki de terörü örgütü ve onu organize eden ideolojilerin en fazla arzuladığı husus, Türkiye’mizin Federasyon Devleti haline getirilmesidir. Yerinden yönetim sisteminin uygulamaya konulması, yerel yönetimlerde Valilik ve Belediye yönetimlerinin birleştirilerek tek bir seçimin yapılması, özerk eyaletler oluşması ve federal bir devlet sistemine geçilmesi istekleridir.

PKK terör örgütünün bugün Karadeniz bölgesinde ki eylemliliğine ve istikrarsızlaştırma gayretlerine bu hususları göz önünde tutarak bakılmasında fayda vardır. Amaç bölgenin ele geçirilmesi olmasa da, psikolojik üstünlüğü sağlayarak gerçek hedeflere ulaşmaktır.

PKK eylemlerinin Karadeniz Bölgemizdeki tarihsel sürecini hatırlamakta fayda var.

İlk olarak 90’lı yılların sonunda, o dönemdeki mülki ve askeri idarecilerin eksikliklerini de iyi değerlendiren terör örgütü, özellikle Giresun ve Ordu kırsalında ciddi eylemlerle etkili olmuştur.

Devam eden yıllarda; Karadeniz’e Giresun bölgesinden sızan örgütün bir taraftan doğu istikametine Trabzon ve Rize illeri kırsal alanına kadar hareketlendiğine ve faaliyetlerine, diğer taraftan da batı istikametine Samsun, Sinop ve Kastamonu illerindeki şehitler verilen acı eylemlerine şahit olduk.

Sonrasında 2011 yılı başlarında ise, Karadeniz sahil yoluna kadar inerek Giresun Polis Bölgesinde eylem gerçekleştirecek kadar cüretkâr hareket eden PKK eylemlerini gördük.

Oysa ki PKK gibi bölücü, kürtçü ve sosyalist bir örgüt hiçbir yerel destek almadan muhafazakâr ve milliyetçi ağırlıklı Karadeniz bölgesinde bu kadar rahat hareket edememeliydi. Herkeste bir şaşkınlık ve endişe hâkimdi. Sanki gizli bir el tarafından korunup desteklendiği, eylemlerin arkasından iz bırakmadan kaçmasının sağlandığı bile iddia edilmişti.

Çözüm sürecinin, ateşkes mutabakatı öncesindeki en kanlı eylemlerinin yaşandığı günleri yaşadığımızı kimse bilmiyordu. Bu dönemlerde PKK terör örgütü ile Devlet görevlileri arasında gizli görüşmelerin yapıldığı yıllar olduğunu ise çok sonları öğrenecektik.

PKK terör örgütüne karşı zimmi olarak operasyon yapılmasının engellendiği bu dönemin ardından, özellikle 2011 Haziranın da yeni kurulan hükümet ile kararlı şekilde PKK terör örgütüyle aktif mücadele içerisine girildiği bir süreç yaşandı. Hem şehir örgütlenmelerine hem de kırsal yapılanmalara karşı yapılan etkili operasyonlarda, Asker-Polis-Mit işbirliğinin ve üst seviyede istihbarat paylaşımlarının rolü büyüktü.

Ancak 28 Aralık 2011 tarihinde Uludere Operasyonu (Roboski Olayı) olarak tarihe geçen kara bir gün yaşandı. Kanaatimce; PKK terör örgütüne karşı yürütülen tarihin en etkili askeri operasyonlarını sabote etmek için kurulan tuzak sonucu, terörist sanılarak Hava Kuvvetlerimizce vurulan 35 sınır kaçakçısı vatandaşımız ölmüştü. Bu olay hava operasyonların bıçak gibi kesilmesine sebebiyet vererek, bunalan PKK terör örgütü kırsal yapılanmalarına rahat bir nefes aldırmıştı.

Örgüt 2012 bahar aylarından itibaren varlığını tekrar ispat edebilmek için mutlak eylem parolasıyla şartlanmıştı. Ancak gerek Polis gerekse Asker tarafından yapılan operasyonlar aralıksız olarak sürdürülerek örgütün eylem ve faaliyetleri önlenirken, örgüte katılımlar azalmıştı. Kürt vatandaşlarımızın güveni de kazanılmıştı ve örgütün kan kaybı ile erimesi kaçınılmazdı.

Karadeniz Bölgemizde de; 2011-2013 yılları arasında, örgüt kırsal alandaki tüm gücüyle mutlaka eylem konulması gayretine rağmen başarılı olamamıştır. Jandarma ve Polisin uzun yıllar sonra uyumlu çalışmaları, üst seviyede işbirliği ve ortak gerçekleştirdiği operasyonları sayesinde örgüte hareket alanı bırakılmamıştır. Bu dönemde arazi hâkimiyeti tamamen Asker ve Polis Özel Harekât birliklerimizin kontrolünde olduğundan, örgütün lider kadroları yapılan nokta operasyonlarla bertaraf edilmiş ve etkili pusu eylemleri ile etkisiz hale getirilmiştir.

Türkiye’nin her tarafında olduğu gibi Karadeniz Bölgesinde de yoğun operasyonlardan bunalan ve halktan destek bulamayan PKK terör örgütü, maalesef “sözde” çözüm sürecinin neticesi olarak ilan edilen ateşkes ile nefes almış ve Tunceli Bölgesine çekilerek bölgemizi terk etmiştir.

Yeniden aynı hataların tekrarlanmaması için hafızamızın unutmasına meydan vermemeliyiz. Terörle mücadele de, özellikle Karadeniz bölgesinde ve ülkemiz genelinde yapılan başlıca hataları, uyulması zaruri stratejileri ve alınması gereken tedbirleri önümüzdeki günlerde yazmaya devam edeceğim.

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!