Sakarya Detay Haber
Hikmet Bulak

PKK’nın Karadeniz’de Ne İşi Var ?

PKK’nın Karadeniz’de Ne İşi Var ?
Bu haber 13 Mayıs 2016 - 22:51 'de eklendi ve kez görüntülendi.

PKK’NIN KARADENİZDE NE İŞİ VAR -1-

Bölücü terör örgütü PKK, 40 yıla yaklaşan geçmişinden günümüze kadar süren ihanet sürecinde zaman zaman farklı stratejiler uygulamıştır. Buna bağlı olarak ta bazen şiddetli saldırı ve çatışmalar süreci, bazen de “ateşkes, barış veya çözüm” isimleri altında bir saldırmazlık süreci yaşanmıştır.

Öte yandan Devlet olarak; terör örgütleri ile mücadelede akıllı ve etkin mücadele stratejisi bir türlü uygulanmamıştır. PKK terör örgütü ilk eylemleri ile kan dökmeye başlandığında “bir avuç terörist” olarak tasvir edilmiş, ancak ona uygun operasyon stratejisi ne yazık ki hayata geçirilmemiştir. Gerçekten de palazlanmamış, daha kapsamı küçük bir örgüt olduğu dönemlerde atılması gereken profesyonel adımlar atılmadığından bertaraf edilmemiştir.

Bölücü terör örgütü, “sözde Botan Eyaleti” diye adlandırdığı ve en fazla taban bulduğu, Şırnak-Cizre merkezli ve Siirt-Mardin-Batman illerinin de bir kısmını içerisine alan bölgede en ağırlıklı etki alanına sahip olmuştur. Kirli savaşını ülkemizin diğer bölgelerine yaymak, daha fazla Kürt kökenli insanlarımıza ulaşarak sempatizan kitlesini genişletmek, dar alana sıkışma tehdidini aşarak manevra alanlarını genişletmek, eleman temini, lojistik ikmal, barınma ve üslenme ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eylem ve faaliyetlerini yaygınlaştırmıştır.

Örgüt; hayatiyetlerini sürdürebilmeleri için ihtiyaç duyduğu bölgesel yapılanmaları, 12 bölgede “sözde eyalet” örgütlenmeleri ile gerçekleştirmiştir.

Son dönemlerde ise en fazla önem verdikleri iki bölge ön plana çıkmıştır. Birincisi Amanoslar diye bilinen, “sözde Toros-Akdeniz Eyaleti” olarak adlandırılan Hatay ve Çukurova bölgesi, ikincisi ise Bayburt, Gümüşhane ve Giresun illerimizi de içerisine alan, “sözde Dersim Eyaleti” olarak adlandırılan Tunceli, Elazığ, Erzincan ve Karadeniz bölgesidir.

Amanoslar ve Karadeniz bölgesine eşzamanlı olarak açılım yapan PKK terör örgütü; 1995 yılından itibaren yoğunluklu olarak yıldırma eylemleri ile savunmasız insanlara acımasızca saldırmış, bu bölgelerde kendisine alan açma ve taban bulma gayretleri için yoğun çaba sarf etmiştir.

Örgüt elebaşı, bu bölgelerin en az Botan kadar önemli olduğunu ve ne pahasına olursa olsun bölgede etkili bir güç olarak yerleşilmesi gerekliliğini vurgulayan talimatlarının ardından, hazırlıksız ve yetersiz önlemlerinde etkisi ile yüzlerce masum sivil vatandaşımız katledilmiş, evleri ve işyerleri yakılıp tahrip edilmiştir.

Bu bölgelerin en bariz göze çarpan özelliği ise, mezhepsel ve etnik kökene dayalı olarak “Türk Solu” içerisinde illegal faaliyet gösteren muhtelif terör örgütlerinin yakın geçmişte bir tabanın bulunmasıydı. Kürt orjinli olmamalarına rağmen, etkili kır ve şehir örgütlenmelerinin eylemselliğine şahit olmuş sosyalist kültüre yatkın bir yerel halkın kendilerine sahip çıkacağı düşünceleri vardı. Aynı zamanda bölge arazi yapısı ve sahip olduğu bitki örtüsü ile de örgüt lehine üslenmeye müsait stratejik özellikleri barındırmaktaydı.

Gerek Amanoslar bölgesinde ağırlıklı Nusayri ve Arap kökenli vatandaşlarımızın bulunması, gerekse Karadeniz bölgesinde Çepni, Laz, Gürcü, Kıpçak, İskit ve Çerkez kökenli etnik yapılar ile alevi yurttaşlarımızın olmasını dejenere etmeye çalıştılar. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devletimize olan bağlılıklarını hesap edemediler. Ölüm, tehdit ve şantaj gibi ilkel metotlar ile başaramayınca propaganda ve parasal kaynaklar ile tutunabilme gayretleri de beyhude olmuştur.

Amanoslar bölgesinin, iç göçlerle nüfus popülasyonu son 50 yılda bir hayli değişikliğe uğramış Çukurova ve Hatay bölgesine yakınlığı mevcuttur. Ayrıca Suriye sınırına olan yakınlığının da PKK terör örgütünün lojistik ikmal, intikal ve manevra imkânlarına fırsat verdiği malumdur.

Peki, o halde kayda değer “Kürt nüfusun bulunmadığı Karadeniz Bölgesinde PKK terör örgütünün ne işi vardır?” sorusuna cevap bulmaya çalışalım.

Karadeniz bölgesi tarihi, coğrafi ve demografik özellikleri itibarıyla jeopolitik ve jeostratejik önemi haizdir. Bölgedeki zenginliklerde gözü olan Rum ve Ermeni diasporalarının hedef ve emelleri mevcuttur. Bütün bir Karadeniz’i kontrol altında tutabilme, Rusya, Ukrayna ve Kırım’a rahatlıkla ulaşabilme avantajları vardır. Özellikle Akdeniz’in sıcak sularından Dünya’ya açılmak isteyen Doğu Avrupa Ülkelerinin kullanmak zorunda oldukları bir güzergâha nezaret etmektedir.

Doğal güzelliklerinin ötesinde yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla da, geleceğin en önemli zenginliklerine sahipliğiyle de iştah kabartmaktadır. Elden çıkarılmaya başlanılan bu değerlerimize İngiltere ve İsrail’in açık ve yakın ilgisinin görmezden gelinmesi ise çok daha vahim bir durumdur.

Ancak bugün bu belirtmeye çalıştığımız değerli özellikleri gören sömürgeci devletler boş durmamaktadır. Karadeniz’e sızabilmek amacıyla muhtemeldir ki Arapları ve Acemleri kullanmaktadır. Müslüman kimliğini kullanan paralı yabancılara, turizm gelirleri elde edileceği kamuflesi ile topraklarımızın peşkeş çekilmesinin, toprağını satma âdeti bulunmayan muhafazakâr insanlarımıza inat arazi sahiplerinin el değiştirmesinin yolunun açıldığı acı bir gerçekliktir.

Uzun vadeli tehdit ve tehlikelerin yanısıra, emperyalist devletlerin güdümünde hareket ettiği şüphe götürmeyen PKK terör örgütünün bölgede cereyan eden terör saldırıları ve istenmeyen hadiseleri, ciddi endişeleri de beraberinde getirmektedir.

Türkiye’nin boğazlar üzerindeki egemenliğini hatta tek hâkimiyeti olan ülke olmasını sağlayan Montrö Anlaşmasının önemini büyüktür. Bu durum Ülkemizin ve tabi ki Karadeniz’in güvenliği açısından da vazgeçilmez bir kazanımdır. Ancak Karadeniz bölgesinin güvenliğinin ortadan kaldırılması ve istikrarsızlaştırılması ile hayati önem taşıyan Montrö’nün de tartışılmasına sebebiyet verilebileceği, Karadeniz’de ki çıkarlarımızın lehinde olan hükümlerin bozulabileceği, Boğazlarımızın ve doğal olarak ta Ülkemizin güvenliğinin tehlikeye düşürülebileceği unutulmamalıdır.

Bütün bu hassasiyetleri göz önünde bulundurmadan, PKK terör örgütünün eylem ve faaliyetlerini tüm detaylarıyla doğru tahlil edemeyiz, tespitlerimizde isabet sağlayamayız.

PKK terör örgütünün bugün Karadeniz bölgesinde ki eylemliliğine ve istikrarsızlaştırma gayretlerine genel terör faaliyetlerinin ötesinde, dış dünya siyaseti ve iç siyasete bakan yönleri ile birlikte, daha özel anlamlarıyla bakmak gerekir.

Geçmiş yıllarda bunu başaramayan örgütün, yeniden şansını değerlendirmek üzere Giresun ilimiz bölgesinde son zamanlarda 6 önemli saldırı gerçekleştirmesi, şantiyeleri tahrip etmesi, Jandarma Karakolumuza saldırması ve Karakol Komutanını şehit etmesi, durumun vahametini göstermektedir.

Bu saldırıların önlenememesinin pek çok sebepleri sıralanabilir. Haftaya bu eylemlerin amacı, ülkemize etkisi ve alınması gereken tedbirleri yazacağım.

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!