Sakarya Detay Haber
Osman Karataş

Zorunlu Misafirlik mi? Yasal Vatandaşlık mı?

Zorunlu Misafirlik mi? Yasal Vatandaşlık mı?
Bu haber 08 Nisan 2016 - 1:06 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Türkiye, Suriye krizinin başından beri “açık kapı politikası” izliyor. Türkiye’ye gelmek isteyen Suriyeliler geri çevrilmiyor.

Suriyeli mültecilerin hukuki statüsü, en çetrefilli başlıklardan. Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne “coğrafi sınırlama” ile taraf olmuştu.

Yani, Türkiye bu sınırlama nedeniyle sadece Avrupa’dan gelenlere mülteci statüsü verebiliyor.

Ancak  Suriyeliler Türkiye’de yasalar gereği mülteci statüsünde görülmüyorlar. Avrupa dışından geldikleri için “geçici koruma” başlığı altında “sığınmacı” statüsüne sahip olabiliyorlar.

Sığınmacı statüsü ise, mültecilerin sahip olacakları doğal hakları içermiyor.

Bu durumun Türkiye’de kalan Suriyelilerin statüsüz bir hale dönüşmelerine yol açtığını görmekteyiz.

“Yasalar önünde ‘geçici koruma altındakiler’ diye niteleniyorlar. Ama bu bir misafirlik kavramı. Kendi içinde bir güvenlik, bir altyapı sağlamıyor.

Herhangi bir şekilde hak da sağlamıyor aslında. Temel ihtiyaçlarını gideriyoruz, onun dışında Suriyelilere ‘tahammül ediyoruz’.

“Şu anda Türkiye’de bulunan bir Suriyelinin -ister İngiltere’de doktora yapmış olsun, isterse mühendis olsun- çalışabilme, kendisine gelecek kurabilme imkanı yok.

Bu yüzden de farklı ülkelerde gelecek arayışına giriyorlar.”

Suriyeliler, statüleri gereği, halen Türkiye’de yasal çalışma hakkına sahip değil. Birçoğu hayatını devam ettirmek için yasa dışı çalışmak durumunda.

Eğitim konusunda da çeşitli sıkıntılar yaşıyorlar.

O halde Türkiye mülteci sorunuyla baş etmek için ne yapabilir?

Hükümet, dört yıl zarfında mülteciler için yaklaşık 10 milyar dolar harcadığını söylüyor. Şimdiye dek uluslararası toplumdan gelen yardım ise 400 milyon dolar civarında.

Avrupa Komisyonu geçenlerde sıkışınca Türkiye’ye 3+3 milyar euro yardım teklif etti.

Ancak bu da Türkiye üzerindeki yükü biraz hafifletecek olsa da yeterli görünmüyor; yalnızca AFAD’ın günlük harcamasının 2,5 milyon dolar olduğu belirtiliyor.

“Türkiye’ye diyorlar ki, ‘Biz size para verelim, siz de mültecileri orada tutun, bize gelmesinler’. Ama bu yük paylaşımı sadece mali bir paylaşım değil ki.

Bu işin siyasi ve sosyal riskleri de var. AB artık Türkiye’yle ortak bir göç ve mülteci politikası geliştirmek zorunda.”

Washington merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü, geçen hafta “Evlerine dönecek gibi görünmüyorlar:

Suriyeli mülteciler ve Türkiye ile uluslararası toplumun önündeki zorluklar” başlıklı bir rapor yayımladı.

Raporda Suriyeli mültecileri ağırlamanın maliyetinin arttığına, Suriyelilerin Türkiye’de uzun vadede kalıcı olacakları algısının büyüdüğüne ve hükümetin acilen mültecilerin topluma entegre edilmeleri için kapsamlı politikalar geliştirmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Raporu hazırlayanlardan Prof. Dr. Kemal Kirişçi, kampların dışında yaşayan Suriyeli mültecilerin entegrasyonu için hızla adımlar atılması gerektiğini söylüyor.

Bizce, “Bu süreç aslında gayrı resmi bir şekilde başladı. Eğitim ayağında Milli Eğitim Bakanlığı’nın girişimleri var.

Ama eğitim alamayan Suriyeli çocukların sayısının yüz binleri bulduğu söyleniyor. İstihdam konusunda sıkıntılar var.

Kaçak çalışıyorlar. Artık Suriye savaşının beşinci yılındayız. Entegrasyon için geç kalınıyor”

Bir ‘aman sorun çıkmasın’ politikası yürütülüyor şu anda. ‘Yardım verelim, ekmek, battaniye, su verelim, kamp yapalım’ diyorlar.

Ama bu insanların gelecekte Türk toplumuyla birlikte nasıl yaşayacağına dair bir algı yok.

Ülke içindeki Suriyeliler konusunu görmek istemiyor devletimiz. Hala, Esad giderse biz bunları göndeririz umudu var.

Ama bu bir hayal. Suriye’de bugün acil bir çözüm sağlandı desek bile, bu insanların yarısından fazlası ülkelerine dönmeyecek.

Onun için Türkiye’nin acilen uyum politikalarını önceleyen bir politika değişikliği yapması, bir strateji belirlemesi lazım. Göçmenlik mi, vatandaşlık mı?

Elbette Devletimizi planladığı bir entegrasyon modeli vardır,

Lakin biz diyoruz ki; bu model her ne ise bir an önce uygulanmaya başlanmalıdır, aksi taktirde Hatay’da Suriyelilere  karşı işlenen saldırıları toplum olarak kaldıracak halimiz kalmadığı kanısındayım.

Selam ve Dua ile

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!