Sakarya Detay Haber
Hikmet Bulak

Nasıl Olacak Ki !

Nasıl Olacak Ki !
Bu haber 05 Nisan 2016 - 22:55 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 

 

Anadolu coğrafyası Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprüdür.

İnsanoğlunun varoluşundan beri yaşamın ve tarihin merkezidir.

Kültürel zenginliğin ve medeniyetin kaynağıdır.

Yetmedi, jeopolitik ve jeostratejik açıdan tartışmasız bir öneme sahiptir.

Yar altı ve yer üstü kaynakları açısından mükemmel bir zenginliği vardır.

Üstelik bunlar geleceğin en önemli enerji kaynaklarını içerisinde barındıran değerlerdir.

 

Yani tarihi, kültürel, ekonomik ve askeri açıdan çok değerli bir bölgedir.

Bu nedenle Anadolu ve Ortadoğu bölgesi asırlarca hep birilerinin iştahını kabartmıştır.

Nasıl olmasın ki, emsali çok nadir bir bölgedir burası.

Ortadoğu’ya ve kenar kuşak bölgelerine hâkim olan Dünyaya hükmedebilir.

 

Asya’yı, Avrupa’yı ve Afrika’yı buradan kontrol edebilirsiniz.

Karadeniz ile Adriyatik ve Baltık Denizine rahatça uzanabilirsiniz.

Tabi ki Ege Denizi’ne, Akdeniz’e, Kızıldeniz’e, yani sıcak denizlere buradan geçebilirsiniz.

Atlas, Hint ve hatta Büyük Okyanusa ulaşabilmek için bu bölgeye ihtiyaç duyarsınız.

 

İlahi dinlerin de merkezidir aynı zamanda. Kutsal şehirler de buradadır.

İster Müslüman, ister Yahudi, isterse Hristiyan hepsinin yolları burada kesişir.

Mekke, Kudüs ve İstanbul gizemli altın şehirlerdir.

Bağdat, Şam ve Kahire esrarengiz kutsal kardeşlerdir.

 

O yüzdendir ki tarih boyunca bizi bize bırakmadılar, rahatlık vermediler, karıştırıp kışkırttılar.

O yüzdendir ki 1. ve 2. Dünya Savaşları bu bölgede çok daha fazla iz bıraktı.

O yüzdendir ki bölgeden savaş hiçbir zaman eksik olmadı.

O yüzdendir ki emperyalist güçler hâkimiyet kurmak için Büyük Ortadoğu Projesini yaptı.

 

Açık verdin ve bunlara eş başkan olarak boyun eğdiysen, bir daha yakanı kurtaramazsın.

Aslına dönmeyip iktidar için her şeyi göze aldıysan asla tutunamazsın.

Sorunun bir parçası isen büyük fotoğrafı anlayamazsın.

Kargaşanın içerisinde isen eğer, sıkıntının kaynağını göremezsin.

Global bir pencereden bakamazsan, sistemin kuklası olmaktan kurtulamazsın.

 

Eski Türkiye diyerek milletimizi parçaladılar. İnanç değerlerimizi aşağıladılar

Yeni Türkiye diyerek tüm Dünya ülkelerine düşman ettiler. İçerde terörü azdırdılar.

Bakın şöyle etrafınıza, adım adım Anadolu insanımız birbirinden uzaklaştırılıyor.

Etnik ayrımcılık ve mezhepsel farklılık keskinleşiyor, kin ve husumet tavan yapıyor.

 

Irak’ta ve Suriye’de yapılan Kürt-Arap-Türkmen-Sünni-Selefi-Şii ayrışmasını düşünün.

Aralarına ekilen düşmanlık tohumlarının kan davasına dönüşmesini hatırlayın.

Sonra da dönüp bizim coğrafyamızdaki mevcut gidişatımıza bir göz gezdirin.

Dökülen kanların, yıkılan umutların, tahrik edilen faşizan duyguların enstantanelerini inceleyin.

Bilimsel gerçeklikten uzaklaşmasıyla bağnazlaştırılan dini söylemlerin radikal keskinliğini hissedin.

 

İnsanlık ve dostluk abidesi Türk Milletinin savaş canavarı yapılması gayretlerini sezin.

Şefkat ve merhametin sembolü İslam Dininin vahşileştirilmeye çalışıldığını fark edin.

Türklüğün ve Müslümanlığın içinin boşaltılarak fasonlaştırma planlarını algılayın.

Yurtta sulh, cihanda sulh diyen devlet politikamızın neden rafa kaldırıldığını anlamaya çalışın.

 

Terör örgütlerinin nerdeyse hepsi eş zamanlı olarak kitlesel eylemleri ile devletimize kafa tutuyor.

Her an Rusya, Suriye veya başka bir devlet ile savaşa girilecekmiş havası estiriliyor.

Halk ayaklanması olacakmış ve iç savaş çıkacakmış tehdidi gündeme getiriliyor.

ABD, Rusya, Israil, Almanya ve İngiltere vatandaşlarına Türkiye’yi terk edin diyor.

Bugün ülkemizde, Ortadoğu’nun kan kokan topraklarında ki gibi ölüm kol geziyor.

 

Biz ise halen gözümüzün önünde yaşananların ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

Bölünmüş birlikteliğimiz nedeniyle, kime inanacağımızı bilemeden şaşırıp kalıyoruz.

Aklımızı ve mantığımızı kullanmaktan kaçınarak, adeta düşünmekten bile korkuyoruz.

Sorunların kördüğüm olacağı zamana kadar, acı gerçeği kabullenmek istemiyoruz.

İçimize düşen ateşi, göğsümüzde söndürerek teselli olurken mucize bir çıkış bekliyoruz.

 

Tam bir kargaşa halinde tarihimizin en kritik dönemlerini yaşıyoruz.

Akılcı düşüncelerin yerine, çoğunlukçu yüzeysel stratejiler ile gelişmeleri değerlendiriyoruz.

Küresel sorunlar ile mücadelede, geleceği ile kumar oynarcasına duygusal davranışlar gösteriyoruz.

Çoğulcu, kalıcı, kucaklayıcı ve kapsayıcı olmaktan uzaklaşarak yalnızlaşmaya itiliyoruz.

Dünya ile entegrasyondan ve çağı yakalamaktan kopartılarak mahkûmlaştırılıyoruz.

 

Ortada büyük bir problem var ve bizler bunu görmek zorundayız.

Yarın artık çok geç olmadan milli birlik ve beraberliğin tesisini sağlamalıyız.

Her türlü olumsuzluğu başkasının üzerine atarak düşman üretmekten vazgeçmeliyiz.

Bütün güzellikleri kendimizden bilmek cehaletini ve ukalalığını bırakmalıyız.

Hatalarından ders almasını bilen, paylaşımcı ve özverili olmanın medeniliğini yakalamalıyız.

 

Bizi kandıranlara ve ülkemizi felakete sürükleyen erozyonun faillerine dur demeliyiz.

Başka türlü nasıl olacak ki…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!