Sakarya Detay Haber
Website Malware Scan
Ali Çetinkaya

REJİ’DEN TEKEL’E; TEKEL’DEN NEREYE

REJİ’DEN TEKEL’E; TEKEL’DEN NEREYE
Bu haber 04 Nisan 2016 - 15:31 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 

 27 Mayıs 1883’de Osmanlı idaresinde  başlayıp, 1 Mart 1925’de cumhuriyet in kurucusu Mustafa Kemal tarafından bitirilen Reji sömürüsü, Tekel idaresi kurulduktan sonra halkımızı, tütün ekicimizi epey rahatlatmıştı. Devlet bütçesinde en çok gelir getiren kalemlerden biri olmuştu. Tütün üretimi daha birinci yıl iki katına çıkmış, Mustafa Kemal’in dört milyona devletleştirdiği Reji, Tekel’e dönüştükten sonra devlete bir yıl  içinde yirmi iki milyon kazandırmıştı.

            Fakat, batılı devletlerin Türk tütün piyasasına ilgileri dört beş yıl içinde  tekrar baş gösterdi. Bunun üzerine İsmet Paşa 08.11.1928’de TBMM’de bu konuda bir açıklama yapma gereği duydu.

“ Bilirsiniz ki Türkiye’de Tekel konusu özel bir yasa ile birkaç yıldan beri deneyim dönemindedir. Deneyimler, Tekel usulünün bu ülke için en doğru olduğunu kanıtlamıştır. Beş yıl içinde dört-beş milyon tl gelir bırakan Reji, devlet elinde içinde bulunduğumuz yıl gelirini yirmi iki milyona ulaştırmıştır. Görülüyor ki devlet Tekeli konusu bizim için çözüme kavuşturulmuştur. Durum böyleyken Tekel’in geleceğinin belirsiz olacağı sanısı ile yararlı çalışmaları sekteye uğratmak anlamsız ve zararlı oluyor.”

İnönünün bu tarihi konuşmasından sonra Tekel üzerinde arzusu olan yabancıların ve yerli işbirlikçilerinin umutları kırıldı. Tekel’in gelişmesinin önü açıldı. Her geçen gün gelişimini arttırarak sürdürdü.

1970’lerin ortalarına kadar her şey güzeldi. Yabancıların Türk tütününe ve tekele ilgisi bu tarihlerde  yeniden canlandı.

Bu sefer mafya yolu ile kaçak sigara sokarak sigara içicilerine ulaşmayı başardılar. Sigaralarında bağımlılık yapan katkı maddeleriyle daha kaliteli sigara markalarını Türk Tekel sigaralarından daha ucuza soktular Türkiye’ye.

Zamanın Gümrük ve Tekel Bakanı olan kişiden bir takım yetkililere kadar bir takım yetkilileri kim bilir kaça satın alarak başardılar bunu.

Bir de kurban verdik. 21 Temmuz 1977’de kurulan hükümette Gümrük ve Tekel Bakanı olarak görev alan Gün Sazak, kaçakçılığı önlemiş, yabancı sigara kaçakçılarının ve yerli işbirlikçisi mafya bozuntusu ortaklarının çıkarlarını bitirmişti. İlk fırsatta intikamlarını aldılar.

27 Mayıs 1980 günü bir silahlı suikast sonucu öldürüldü Gün Sazak. Daha sonra kurulan hükümette yabancı sigara kaçakçıları ve yerli işbirlikçilerine hizmet edecek birini Gümrük ve Tekel Bakanı yaptılar. Bu kişi Tuncay Mataracı adında biri idi.

Bakanlığı sırasında Türkiye adeta kaçakçı cenneti oldu.

Sonraki yıllarda yargılandı. Hapis cezası aldı. Yıllarca hapiste yattı.

Yabancıların Tekel, dolayısıyla Türk tütünü ve alkol üretim ve satışındaki emelleri artarak devam ederken, ilk defa 1979’da Süleyman Demirel hükümetinin programında yerli ve yabancı özel teşebbüse sigara üretimi ve dağıtımı konusunda imkan verilmesi yer aldı.

Ama, yabancılar bununla da yetinmedi. Yerli işbirlikçileri de iyi çalıştı. Tekel yatırımları 1980 sonrası yavaşlatıldı. 1984’de tamamıyla durduruldu. Amaç adeta tekrar Reji’ye geri dönmekti.

1986 yılında TBMM görüşmelerinde sabaha karşı 03:00’da kanunlaştırılarak Türk tütünü Tekel’i kaldırıldı. 1988 yılında yabancı tütün ithal yasağı kaldırıldı.

1989 yılında %85 Amerikan, %15 Türk tütünü karışımı olan Tekel 2000 sigarası üretilerek kapılar sonuna kadar Amerikan tütününe açılmış oldu.

1990 ve sonrası yabancı sigara markaları Türkiye’de fabrikalarını kurmaya başladı. Böylece ilk meclisimizin kovduğu yabancılar yeniden Anadolu topraklarına adım attılar.

Bunlar da yetmedi. Tekel’i özelleştirme, dolayısıyla yabancı ve yerli işbirlikçilerine satma kararı aldılar. Bu satışlar yapılırken zamanın başbakanı Tansu Çiller “ya olacak, ya olacak” diyordu.

Başbakanın sağ kolu diyebileceğimiz bakan Necmettin Cevheri “kellemiz gitse de özelleştirme yapılacak” diyordu.

Zamanın İzmir Anakent Belediye Başkanı Burhan Özfatura “KİT’ler hırsızlık yuvasıdır özelleştirmeye karşı çıkmak, hırsızlık ve sömürü düzeninin devamını istemektir” gibi sözlerle karşı çıkanları suçluyorlardı.

Sonuçta satıldı. Artık Tekel yok. Tütün ve alkol piyasamız tamamen yabancıların elinde.

Tütün üreticisi Reji döneminde olduğu gibi yine onlara mahkum. Devlet en önemli gelir kalemlerinden birini daha kaybetti. Olan Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyetine oldu.

Satanlar, şimdi boğazda yalılarında lüks bir yaşam sürüyorlar.

Şatafatlı yaşamlarını arada bir gazetelerin magazin sayfasından izliyoruz. Benden yana haram olsun.

Sadece Tekel mi kaybedilen? Daha bir çok kuruluşumuz özelleştirme adı altında elden çıkarıldı. Devletin gücü zayıflatıldı. Geleceğe güvenimizi azalttılar. Dişimizden, tırnağımızdan artırılarak yapılan yatırımlar bir bir elden çıkarıldı. Hem de yok pahasına, birilerine adeta peşkeş çekkildi.

Halkımızın bunda hiç mi kusuru yok? Tabi ki hepimiz kusurluyuz. Engel olmadık, sustuk, boşverdik. Ama sonucun devletimizin akıbetini ilgilendirdiği bilincinden uzak kaldık.

Bir gün nasıl oldu, farketmedik, devlet bu hale nasıl düşürüldü, hatta neden yıkıldı devletimiz diye sormak durumunda kaldığımızda herkese şimdiden cevap olsun.

Bir sarı öküz hikayesi vardır.

Şöyle:

Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, aslanların saldırılarında öküzler bir araya gelip, aslanların saldırısını geri püskürtürlermiş. Aslanlar bir hile düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

“Suç hep o sarı öküz’de”

Aslan, öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış.

“Saygıdeğer öküz efendiler, bu güne kadar size istemeyerek zarar verdik. Fakat suç hep o sarı öküzde. Rengi sizden farklı, onu görünce gözümüz kamaşıyor. Verin onu bize, siz kurtulun ve barış içinde yaşayalım.”

Boz Öküz ve etrafındakiler aralarında tartışıp sarı öküzü vermişler aslanlara. Bir tek benekli öküz karşı çıkmış ama kimse onu dinlememiş.

Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk’u istemişler. Bu sefer öküz heyeti Uzun Kuyruk’u teslim etmiş aslanlara. Benekli Öküz yine karşı çıkmış. Fakat yine kimse dinlememiş. Uzun Kuyruk aslanların penççesi altında can vermiş.

“Nerede kaybettik biz bu savaşı.”

Bu olay sürekli tekrar etmiş. Her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık hiçbir bahane ileri sürmeden doğrudan müdahale ederek, “verin bize şunu, yoksa karışmayız” demeye başlamışlar.

Birer birer aslanların pençesinde can verirken öküzler, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, “ne oldu bize, ne zaman kaybettik biz bu savaşı? Oysa vaktiyle ne kadar güçlüydük diye sormuş.”

Boz Öküz, Benekli Öküzün sözlerini hatırlayarak gözleri nemli “biz” demiş. “Sarı Öküz’ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı…”

Umarım bir gün bizlerde sormak zorunda kalmayız.

Nerede kaybettik biz bu savaşı???

 Ali ÇETİNKAYA

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!

türk porno porno izle mersin escort adana escort adult forum istanbul escort hatay escort istanbul escort istanbul escort bodrum escort eskisehir escort porno indir escort istanbul escort bayan