Sakarya Detay Haber
Osman Karataş

Beyaz Türklerin Darbesi

Beyaz Türklerin Darbesi
Bu haber 28 Şubat 2016 - 19:11 'de eklendi ve kez görüntülendi.

28 Şubat postmodern darbesiyle siyasete ve parlamentoya müdahale eden zihniyeti lanetliyoruz…

Türkiye tarihinin kara bir lekesidir. Bu darbe döneminde meşru hükümet iktidardan uzaklaştırılmış, yüz binlerce kişi inancından dolayı mağdur edilmiştir.

Bu ülkede parlamentoya, siyasete müdahale eden zihniyetin vesayet araçlarına imkân tanıyan Anayasanın da sivilleşmesi dileğimizdir.

Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı olan Çevik Bir Amerika’ya, Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ise, İsrail’e darbeden kısa bir süre önce gitmişti.

Çevik Bir, Amerikan dergisine verdiği özel röportajda, 28 Şubat darbesi “yalnızca İslâm’a karşı değil, aynı zamanda İsrail’le dostluk için yapıldı” demişti.

“Postmodern darbe”nin üzerinden 19 yıl geçti Türkiye’de bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat kararları, toplumda muhafazakâr kesim başta olmak üzere binlerce insanın işten atılmasına, binlercesinin ise eğitim hakkının elinden alınmasına yol açtı.

Öte yandan uluslararası sistem, bu sömürü düzeni devam ettiği sürece, savaş, terör, darbeler bitmez Müslüman uyanık olmalıdır.

Şimdiki nesillerimiz tam anlamıyla bilemeyebilirler, o günün DSP’si, bugünün CHP’sine karşılık geliyor.

O dönem DSP’de olan birçok milletvekili hâlâ CHP’de. MHP aynı MHP’ydi. Devlet Bahçeli, o dönemde de bunu imzalayan, bunun başında duran ekibin içerisinde. Ve de ANAP.

‘Siyasi hayatıma mal olsa bile bu 8 yıllık kesintisiz eğitimi kanunlaştırarak, imam hatiplerin ve dolayısıyla bunu arka bahçesi olarak görüyor olmaları gereken dindar siyasetin önünü keseceğim’ anlamında sözlerle bunun başını Mesut Yılmaz çekti.

Ne acı, ilginç, ibretliktir ki siyasi hayatına mal oldu.”

“28 Şubat’ı yapanların vebali çok büyük”     

“Hedef İslam’dı. İslam’la savaşmak istediler. Bu saikle yola çıktılar ve MGK’nın tavsiyeymiş gibi adlandırılan, aslında emirden çok emir niteliğindeki kararlarına baktığımızda bunu çok bariz şekilde görmekteyiz.

Bunu Batılılaşma adına yaptılar. Batı’nın varoluşsal anlamda, yaratılış itibarıyla doğrudan üstün olduğunu, yani Müslümanların Batılılaşması gerektiği saiki ve görüşüyle yaptılar.

Gözleri de bir şey görmedi. Ben bu kesime ‘içimizdeki Batıcılar’ diyorum. İçimizdeki oryantalistler diyorum. İçimizdeler, bizden gibiler ama bizden değiller.”

Hani, yapanın yanına kâr kalmayacak diyoruz da, 28 Şubat’ın o zalim paşaları, o bankalara yönetim kurulu üyesi, bankalardaki halkın parasının soygununa gözcülük yapan emekli generallerden hesap soran yok…

“Topyekûn savaş” manşeti atan darbe sever gazeteci görünümlü çete mensupları nerede…

STK görünümlü, sağı solu ile meslek odası ve STK, sendika görüntülü 5’li çeteden de hesap soran yok. Sanık bile değiller…

Nerede o generallerle iş tutan işadamları, politikacılar, brifingli bürokratlar. Bunlar bu zulme ve darbe teşebbüsüne yardım ve yataklık eden isimlerdi.  Dava kapsamında sanıklar ve tanıklar konusunda ciddi bir yetersizlik söz konusu.

Süreçte en etkin rol Gülen’de idi…

Gülen, “Beceremediniz gidin” diyordu.

Süreç tıkanınca, Gülen okullarını devlete devredebileceğini söyledi. Evdeki hesaplar, kehanetler çarşıya uymadı.

Derin bil el, inançlıyı, milliyetçiyi, ulusalcıyı, solcuyu, askeri ülkede ki tüm güç odaklarını birbirine bağlamıştı.

Şimdi paralelciler de bu derin örgüte derinden bağlılar, aynı şekilde ama işte bitti. Şeytanları onlara yeryüzünde bir cennet ve sanki ebedi imiş gibi bir hayat vaat ediyordu, ama onları kandırdı.

Dönemin en etkin gazetesinden, hükümete beceremediniz bırakın gidin diyecek kadar gemi azıya almış, gülen efendi, şimdilerde sığınacak ülke aramakta.

Zaten bu ülke ne çektiyse din tacirlerinden çekmedi mi…?

Baş münafık döneme dair bir röportajın da;

“bir kere orduyla aramızda bir gerginlik olduğunu kabul etmiyorum. Ben kim oluyorum ki böyle gaziler evladı şehitler namzedi bir orduyla arasında gerginliğe hak versin. Burada orduya karşı saygı duyuyorum derken de bazıları acaba mülahazası ne diye aklına gelebilir.

Ama benim atalarım asker. edirne’de bulgara karşı savaşan şükrü paşa özbeöz benim dedem. Ailemde hep asker kahramanlıkları duydum. O kahramanlık yanının etkisiyle okuyup asker olayım diye düşünmüşümdür.

Askere karşı bir sevgim var, bir rahatsızlık varsa o benim bazı tavırlarımdan kaynaklanmış olabilir, ordu bazı konularda hassastır, duyarlıdır. Onlar da zamanın ve kendi bildiklerinin tesirlerinde bazı yorumlar yapıyorlardır.

Onlar laiklik ve cumhuriyet gibi hassas konularda vazifeleri ve sorumlulukları gereği daha fazla hassas olma durumundadır. Bazı manipülasyonlar bu hassasiyete çarpınca böyle şeyler olabiliyor.” (milliyet / özcan ercan’la röportaj / 5 Nisan 1998) deme riyakârlığını ziyadesiyle göstermiştir.

 

28 Şubat döneminden 2002 ye kadar bu ülke asla bu coğrafyanın çocukları tarafından yönetilmedi.

Yerliymiş gibi görünen, Müslümanmış gibi görünen riyakâr ikiyüzlü İslam düşmanları tarafından yönetilmiş zulme tabi tutulmuşların mazlumiyetiyle haşr olunmuş bir süreçtir.

Dönmelerin, Sabutayların, Beyaz Türklerin cirit atıp yerli milli mülk sahibi saikiyle yönettiği bir dönemden geliyoruz.

Evet, onlar 28 Şubat 1000 yıl sürecek demişti, görüyoruz ki 1000 yıl rezaletlerinin süreceği unutulmayacağının kesinleştiği bir süreçteyiz.

Bu münasebetle meşru hükümete ve onu seçen halkın inanç değerlerine karşı yapılmış olan 28 Şubat darbesi başta olmak üzere tüm darbeleri ve darbecileri bir kez daha kınıyoruz.”

Selam ve Dua İle…

Osman Karataş

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
error: Bu sitenin içerikleri korumalıdır. Emeğe saygı !!